On 25 Eylül 2010 Cumartesi 0 yorum




Bursaspor ile Bucaspor taraftarları arasında yıllardan beri karşılıklı hoşgörü hakimdir. Deplasmanlarda olsun Bursa'da olsun bir çok Bucaspor'lu bizleri ziyarete ve desteklemeye gelmiştir, gelmeye de devam edecektir.
Bu maç öncesi iki takım taraftarları da aralarında ki birlik ve beraberliği daha da pekiştirdi.
İzmir'den gelen arkadaşlar ağırlandı, yemekler yenildi, atkı ve forma takasları yapıldı, hatıra fotoğrafları çekildi sonra da stadyuma doğru yürümeye başlandı.

İyi niyetli, hoş görülü, centilmen Bucaspor taraftarlarına teşekkürler.

***

Ertuğrul Hoca hafta içinde revizyona devam edeceğini zaten söylemişti ama kimse ondan bu kadar geniş çaplı bir revizyon beklemiyordu. Kadrolar okunduğunda sezon başından beri ilk 11'de oynamayan bir çok oyuncuyu sahada gördük. İvankov'un yerine Yavuz, Ergic'in yerine Bekir Ozan, Volkan Şen'in yerine Steinert. Genel olarak herkesin tepkisi aynıydı '' Bu kadar geniş çaplı değişim takımı kötü etkiler mi? ''

Golü çok erken bulmamız bizim için iyi oldu. Yoksa ilerleyen dakikalarda zorluk çekebilirdik. Ki maçın kalan dakikalarında zorluk çekebileceğimizi görmüş olduk.
Yavuz Özkan çok az forma şansı bulmasının nedeni ile özgüveni yok gibiydi. Çoğu topa çıkmadı, bir kaç pozisyonda ise boşa çıktı.
Ömer Erdoğan için söylenecek çok söz var. Bu takımın olmazsa olmazıdır. Her maç canla başla mücadele ediyor. Türkiye'nin en iyi defansı olduğunu her maç bir kez daha kanıtlıyor.
İbrahim Öztürk ise hızı ile çok iyi işler yapıyor. Çok kritik yerlerde, kritik müdahelelerde bulundu.
Vederson ise bu maçta kendine daha hakimdi, sık sık ileri çıkışlarını artık
görmüyoruz. Ertuğrul Sağlam kulağını iyi çektiği belli.
Ali Tandoğan kaldığı yerden devam ediyor. Enerjisini o kadar düzenli kullanıyor ki, 90. dakika da bile kontra atağa kalkabiliyor.
Bu kadar geniş bir değişime gitmişken uzun zamandır iyi performans gösteremeyen Ozan İpek neden kadroda anlamış değilim. Hocamızın vardır bir bildiği.
Bekir Ozan ise yedek kalmayı hiç bir zaman sorun etmeyen, her geçen gün daha da iyi bir performans gösteren, aldığı parayı sonuna kadar hakeden bir oyuncu.
Hüseyin Cimşir'in sonunda gol atması ve bu golün kendi sahamızda ki 1000. gol olması da pek manidar oldu. :)
Steinert kadro derinliği açısından bulunması gereken bir futbolcu. Ne çok iyi, ne çok kötü. Her zaman oyunayabilecek kapatsiteye sahip. Ama bu sözleri Nunez ve İnsua için söylemek mümkün değil maalesef. Kendilerinden istenileni bir türlü sahaya yansıtamıyorlar. İlerleyen haftalarda umarım kendilerine çeki düzen verirler, yoksa ilk 11'e girmeleri pek mümkün gözükmüyor.
Turgay'ın ise sakatlıktan yeni yeni çıktığı belli. Hücum olarak pek bir şey katamasada yaptığı pres ve koşular ile orta sahaya çok yardımı dokunuyor.

***

Tribün olarak ise bitmiş, okeye dönüyoruz. Teksas tribününün içine bakarsak, gruplaşmalardan dolayı her maç kavga eden, birbirine şekil yapan 16-20 yaş arası gençler, büyüklerinin sözlerini dinlemeyen delikanlılar(!) ile dolup taşmakta.

Tribünü bilen çoğu insan artık Maratonda inzivaya çekilmiş durumda. Buca maçında da gördüğümüz gibi istedikleri zaman tribün hakimiyetlerini eline alabiliyorlar.
''Kapalı kale arkası kültürü'' TSC'den ayrılmalar başladığında yara almış, ve şu sıralarda da bitmeye yüz tutmuştur.

***

Yıllardır özlemle beklediğimiz, hayaller kurduğumuz şampiyonluk, şampiyonlar ligi gerçek oldu.
Şampiyonluğun ertesi sezonunda takım 5'te 5 yapmış, hafta içi şampiyonlar ligi maçına çıkacak ve tribünler tamamen dolu değil? Üzüntü verici bir durum.

''Bu stad bize yetmiyor, sığmıyoruz'' diye yeni stad isteyenler şimdi ne diyecekler?

0 yorum :