On 30 Eylül 2010 Perşembe 0 yorum

Öncelikle şunu belirtmek isterim; dört farklı bir Valencia yenilgisinin ardından, Şampiyonlar Ligi için çok fazla yetersiz olduğu savunulan bir Bursaspor, dün sahada Rangers'ı 9 kişi defansa hapsederek aslında çekinilen bir kulüp olduğunu göstermiştir. Ve yine maçı takip eden tüm basın görmüştür ki, Rangers kulübü Bursaspor'dan oyun olarak çok fazla bir üstünlüğü olan bir kulüp değil. Sahada, %58'lik bir topla oynama oranına sahip olarak oyunu özellikle 30.dakikadan sonra domine eden Bursaspor'un oluşu, yenilgiye rağmen Bursaspor taraftarının duyduğu gururu bir kat daha arttırmıştır.

Bursaspor, kötü bir deneyimle startını verdiği devler ligi serüveninin aslında başlandığı gibi bitmeyebileceğini gösterdi dün akşam bir yandan da. İster Glaskow ekibinin taktiğinin zaten bu olduğunu söyleyin, isterseniz sonuçta yine mağlubiyet alındığını söyleyin ama Bursaspor takımı ve oyuncularının bu lige alışması ve uyum sağlaması için çok verimli bir karşılaşma olmuştur dün akşamki karşılaşma. Rangers kulübü ve taraftarı, maç esnasında yayıncı kuruluşta maçı anlatan spikerin de bahsettiği gibi bu arenaya alışkın ve bundan kaynaklı olarak da daha soğukkanlıydı. Bu, Bursaspor'un tecrübesizlik ve heyecan sebebiyle Şampiyonlar Ligi'nde bugüne kadar çıktığı iki maçta da yaşadığı sıkıntıların onlarda yaşanmamasını sağladı ve maça böyle bir artı değer ile başladılar zaten.

İstatistiklerde görülen Rangers ataklarının çoğu, gol yenene kadar gelişmiş olan ataklar. Ve bu durum, ne yazık ki Valencia  maçında da yaşadığımız -benim heyecandan olduğunu düşündüğüm- erken gol sıkıntısının bu maçta da yaşanmasına sebebiyet verdi. Valencia maçında yenilen ilk gol ile Rangers maçında yediğimiz ilk ve tek gol arasında sadece 2 dakikalık bir fark var, yani neredeyse aynı süre zarfında yedik golü. Bunun engellenmesi, bu durumun bir daha yaşanmaması için önlemler alınmalı yoksa Manchester karşısında da bu dakikalarda yiyebileceğimiz bir gol maçın farka gitmesine sebebiyet verebilir ye yazık ki. İngiliz takımlarının özellikle gol bulduktan sonra oyunun temposunu nasıl yükselttiklerini ve baskıyı nasıl arttırabildiklerini hepimiz biliyoruz, bu sebepten ötürü bundan korkmalıyız.

Maç öncesi yazdığım yazıda, Şampiyonlar Ligi'ne katılmaktan ve bu arenaya çıkmaktan duyduğumuz zevkten bahsetmiştim Ertuğrul hocamızın sözlerine kulak vererek. Ve bu maçın, aslında bu zevkin, bu keyfin ne kadar uzun süreceğini, daha gerçekçi olunursa eğer UEFA Avrupa Ligi'ne katılım konusunda belirleyici bir maç olacağını da belirtmiştim. Yazının başlığında yazdığı gibi '' var mısın yok musun? '' maçıydı bu maç bir bakıma. Yenilgiye bakılırsa eğer, çıkan cevabın '' yokum! '' olduğu sanılabilir. Böyle de görülüyor ama dün akşam yenilgiye rağmen oynanan oyun, umudun ve ümidin devam etmesi gerektiğinin işareti oldu. Takımım oynadığı oyunla verdiği mesajı biz aldık, bir umut filizlendi içimizde. Galiptir bu yolda mağlup terimi bu maç için bu sebepten koyulmuştur başlığa. Bu oyunla ve taraftar desteğiyle, Rangers'ı Bursa'da devirebilecek bir ekibin taraftarı olduğumuzu bir kez daha farkettik. Diğer maçlardan da 1 veya 2 puan çıkarabilirsek eğer, grupta üçüncülük için İskoç temsilcisiyle kapışırız gibime geliyor. Bu bağlamda, Bursa'da Rangers ile oynayacağımız karşılaşma belirleyici bir karşılaşma olacaktır muhtemelen.

Maçın kaderine etki edebilecek oyuncu olarak üç adayım vardı Bursaspor kadromuzda yer alan isimler arasından. Bunlar İvanov, Ozan İpek ve tabiidir ki Ergiç'ti. Ergiç'in sakatlanarak çıkması kötü oldu. Beyin sarsıntısı şüphesiyle hastahaneye götürülen yoldaşımızın ciddi bir sorunu olmaması sevindirici. Ergiç maça bu sebepten etki edemese de, yerine oyuna dahil olan İnsua maçın en iyi isimlerinden birisiydi oyuna girdiği andan itibaren. Attığı paslar, çalımlar Bursasor'un kurduğu baskının en önemli ayağını oluşturdu. İnsua, gerçek İnsua'ydı dün akşam.  İvankov'a gelelim. Fazla konuşmayacağım İvankov hakkında... İvankov, golde ve degajlarının çoğunda yaptığı hataları ligde de geçen sezon dışında fazlasıyla yapan bir kaleciydi çünkü. Bu sezon da bu tür hataları yapmaya başladı tekrar, tabii heyecan etkisiyle Şampiyonlar Ligi'nde daha büyük hatalara dönüşüyor bunlar. Bu heyecanını yener de önünde duran defans dörtlüsüne duyduğu güveni tekrar kazanabilirse bu hatalarını yine en aza indirecektir, bu konuda bir şüphem yok. Ozan İpek ise, sezon başından bu yana, Sivas maçı dışında sahaya çıkan oyuncular arasında en kötü performansı sergileyen oyuncu. Nasıl düzelir, bu sorunun sebepleri nelerdir iyi araştırmak lazım. Dünün de en etkisiz oyuncularındandı Ozan. Hakkında tişörtler dahi yapılan '' oyunB'ozan '' bu değil...

Penaltı konusuna gelirsek eğer, aynı tür bir durum hafta içinde Galatasaray'da Servet'in elle kestiği bir pozisyonda yaşandı. O pozisyon ile pek bir farkı yok bu pozisyonun, sadece pozisyonun gelişmesi açısından fark var. Servet, topa kaymış, ancak rakip oyuncunun müdahalesi sonucu kayarken top eline çarpmıştı ve pozison gereği engellenmesi zor olan bu posizyonda penaltı verilmedi, doğru bir karardı bu. Ancak, dün akşamki müdahale, pozisyon gereği de olsa kaleye giden gollük bir topu engelliyor. Ne yazık ki verilmeyen bir penaltıdır bana göre, yazık olmuştur.

Maç için İskoçya'ya, Glaskow'a giden arkadaşlarımız, abilerimiz, Bursasporlu dostlarımız Celticlilerin barında, cafelerinde maç saatini beklemişler. Celticli bir grup taraftar da maçta Bursaspor'umuzu desteklemek için stadyumda yerlerini almışlar, güzel şeyler tabii bunlar. Ama sahaya Celtic tipi formayla çıkmamamız gerçekten iyi oldu, maçtan önceki yazımda turuncu formayı işaret etmiştim ama öyle olmadı ne yazık ki, bu sebepten hatamız varsa affola.  Celtic tipi formayla sahaya çıkmanın, Rangerslı futbolcuları ve taraftarları hırslandırmaktan başka pek bir işe yaramayacağını belirtmiştim, Rangers taraftarının bu tür söylentilere karşı verdiği reaksiyon ve artı taraftar desteği bile bu atmosferin ne türe dönüşebileceğini göstermiş oldu.
Maçı televizyondan takip etmek tabii ki bir burukluk verdi ama maçı seyretmek için tv başına geçtiğimde üzerimde '' o sene bu sene '' tişörtü ve İskoçya'dan geçen yıl, daha Şampiyonlar Ligi gündemde bile yokken gelen Celtic atkımızla beraber güzel bir uyum ve beklenti içerisindeydik, olmadı...Yine de Bursaspor'un canı sağolsun.

Geçen sezon, Fenerbahça ile kupada oynadığımız maçta açtığımız bir pankart vardı. '' Kupada yok gözüm, formanı terlet gözüm '' yazıyordu.
Ne güzel de uydu Rangers maçına. '' galibiyette, kupada yok gözüm, formayı terlettin ya canın sağolsun gözüm '' diyebilmek her taraftarın harcı değildir ne yazık ki. Bu gururu bizlere yaşattıkları için tekrar tekrar teşekkür etmek lazım formasını terleten tüm futbolcularımıza.

Ben umutluyum, '' başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin '' demiştim maç öncesinde. Takım kendisi oldu ve sonuna kadar mücadelesini etti, yenilgi bile alsa gönülleri bir kez daha fethetti. Helal olsun.

Gökhan Sezer

0 yorum :