On 1 Ekim 2010 Cuma 1 yorum

Şampiyonluk sonrası hissettiğimiz, o yıllardır köle olarak yaşayan Spartacus'ün düzene başkaldırısını andıran durumun içimizde yarattığı eşsiz duygular unutulur gibi değildi.. Ortaya çıkan durum yeni bir kulüp ve lig düzeninin habercisi gibi görünüyordu. Şampiyonluğun önemi aradan geçen aylardan sonra bugün dingin akılla düşününce bile gerçekten muazzam. Şampiyonluk, tüm Bursasporlulara hayatları boyunca unutamayacakları bir deneyim kazandırdığı gibi geleceğe yönelik alınması gereken tedbirleri de hatırlatan bir uyarı olmalıydı. Olaya sportif başarının geçiciliğinin en somut örneği olan Sivasspor penceresinden ziyade değişen ve değişmesi muhtemel kulüp ve taraftar potansiyeli penceresinden bakmaya çalışacağım. Dünyanın her yerinde futbolda başarının yarattığı sonuçlar bellidir. Günümüz modern futbolunda para başarıyla kazanılır; futbolun ruhu ve tribünler ise parayla kaybedilir. Daha düz mantıkla anlatmak gerekirse "başarı", futbolun özünde her zaman yer alması gereken amatör ruhu çekip alan bir değişkendir. Futbolda sonradan başarılı olmuş takımları incelersek, bu klüplerin kısa vadede elde ettikleri hasılatları artırırken, uzun vadede tribün potansiyellerini kaybetmeye, futbolun tuzu biberi olan amatör ruhlarından uzaklaşmaya başladığını gözlemleriz. Bursaspor'u bu noktaya getiren gerçek taraftarların -Artmaya başlayan bilet fiyatları ve yönetim baskısıyla- stadyumun dışında kalan taraf olmasını hangimiz isteriz ki ? Endüstriyel futbol tarafından başı ezilen bir kulüp örneği yanı başımızdayken (Fenerbahçe) alınması gereken tedbirler tartışmaya açılması gereken önemli bir konu olmalıdır. Bu noktada, bu konuların ortaya atılması için çok erken olduğunu düşünenler olacaktır, fakat ben son maçlarda gözlemlediğim taraftar potansiyelinden dolayı kesinlikle böyle düşünmüyorum. Alınan şampiyonluk ve sezona dair umut vadeden bir takım olarak Bursaspor, Fenerbahçe örneğinde olduğu gibi "büyük takım" kartını değil, "nevi şahsına münhasır takım" kartını oynamalı, Türk futbolunda ayrı bir segment ortaya çıkararak kendine haslığını ön plana çıkarmalıdır. Şampiyonluk sonrası yeni dönem taraftar profilinin oluşacağını ben dahil bir çok Bursasporlu şampiyonluğun lafının edilmediği dönemde bile öngörebiliyordu. Bekledik ve gördük.. Şampiyonlukla birlikte artan taraftar sayımız bizi sevindiriyorken, nitelikli taraftar oranımızın azaldığını son maçlardaki tribün yapısını göz önünde bulundurduğumuzda rahatça gözlemleyebiliyoruz. Korkarım ki geçirmekte olduğumuz bu periyot, tribünün endüstriyelleşme sürecinin ilk aşamalarından birisi. Bu süreçten sağ çıkabilmek, Bursaspor'un tribün yapısının kaderini ve geleceğini belirleyecek en önemli etken olacak gibi görünüyor. İçinden geçilen bu sancılı sürecin sonunda ya endüstriyel futbola teslim olmuş bir Bursaspor ortaya çıkacak; ya da değerlerine sahip çıkmış, amatör ruhunu koruyan model konumuna gelmiş bir "şehir takımı". İşte tam da bu aşamada taraftarın sorumluluk alması kaçınılmazdır.Endüstriyel futbola direnen, öte yandan da öz değerleriyle başarı yakalamakta zorlanmayan bir takımın varlığının kolay olmadığını kabul ediyorum; ancak bu zorlu arenada kolaya kaçmayan, savaşan, direnen bir Bursaspor'un, bu duruşuyla kazanacağı başarılar, Bursaspor'u Türk futbolunda bir efsane, diğer klüpler açısından ise tam anlamıyla bir rol modeli haline getirmesi kaçınılmazdır. Eğer, şampiyonluk sonrası genel işleyiş tüm dünyada olduğu gibi devam ederse bundan 15 yıl sonra -falcı değilim, küremden bakarak söylemiyorum ama- taraftarın takıma yalnızca maddi açıdan destek olduğunu, 1967 yılından beri tüm Türkiye'ye nam salan o eski Bursaspor taraftarının yavaş yavaş tribünlerden çekilmeye başladığını, takım 2 maç üst üste yenildiğinde tribünlerin futbolcuları ıslıklamaya başladığını, model haline getirilmiş tek tip taraftar profilinin oluşturulduğunu görüyorum.. Tribünlerin gerçek sahipleri dışarda hüzünlü, kimisi çiçek pasajında bekliyor.. Tribünlerden yalnızca gol olunca ses çıkıyor.. Bu düzenin çarkına bir çomak sokmak, henüz zamanımız varken bizim elimizde.Tüm bu anlattıklarım gerçek olmadan modern futbolun bize dayattığını değil, bildiğimizi okumalıyız !

1 yorum :

Gökhan Sezer dedi ki...

Bursaspor, Bursaspor taraftarı ve futbolun endüstriyelleşmesi arasındaki sürecin, bağın en güzel ve en açık anlatıldığı yazıdır, bugüne dek gördüğüm bu konuyla alakalı yazılar arasından.

Ellerine sağlık.