On 4 Ekim 2010 Pazartesi 0 yorum

Geçmiş sezonki şampiyonluğun ardından, bu sezon da şampiyonluğun en büyük adayı konumunda olan ve bu hedefe doludizgin koşan Bursaspor'umuz'un hızını İstanbul Büyükşehir Belediyespor kesti dün. Yaklaşık 8bin Bursasporlunun akın ettiği Ali Samiyen Stadyumu'nda, İstanbul ekibinin katı defansını aşamayıp 1 puana razı olduk ne yazık ki.

Henüz hakkında karar çıkmayan Gaziantepspor karşılaşmasında da önde gittiğimizi ve o maçı da kazandığımızı düşünürsek, bu sezon oynadığı 6 lig karşılaşmasında paun kaybı yaşamamıştık ve 7'de 7 yapmak için yedi tepeli İstanbul'a konuk oldu takım, biz de peşinden akın ettik tabiidir ki. Bugüne dek, -nedendir bilinmez ama- Galatasaray dışındaki iddialı ve başarılı takımlara hep güçlük çıkaran İstanbul ekibiyle oynayacağımız bu karşılaşma öncesi herkeste ve açıkçası bende de bir endişe vardı. Nitekim, ilk puan kaybını yaşadık ve bir bakıma ütümüz bozuldu. Alınan beraberlik, iki takımın lig sıralamasındaki yerlerine bakıldığında kötü bir skor gibi görünüyor olsa da, 7 maçta alınmış olan 19 puan çok çok iyi bir puan ve büyük başarı. Daha bugünden, yani 34 haftalık bir maratonun henüz 5'te 1'i tamamlanmışken en yakın rakibe atılan 5 puanlık fark, sadece büyük bir farkı değil büyük bir başarıyı da ortaya koyuyor. Bu tabloyu bizlere sunan herkesi tebrik etmek lazım bir kez daha.

İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un, hedefi ve oyun anlayışı büyük olan takımlara karşı -dediğim gibi Galatasaray hariç- oynadığı futbol, gerçekten zorluk yaşatan bir futbol. Bunun ana sebebi, bu takımların hiçbir zaman İstanbul Belediyespor'un karşısına gol yemekten çekinen bir oyun tarzıyla çıkmıyor olmaları diye düşünüyorum, bence böyle. Ayrıca İbrahim Akın, Efe, sonradan oyuna dahil olan İskender gibi hızlı ve birebirde etkili,  Tum gibi de fiziğiyle etkili olabilen futbolculara sahip olmaları da bu sonuçları almalarına etken olan bu oyun anlayışına yatkın bir kadroya sahip olduklarını gösteriyor. Açıkçası, İstanbul Büyükşehir Belediyespor istediği oranda kapanan, kontratak ile gol arayan, seyir zevki ile arası olmayan bir ekip ve dün de böyle bir anlayış ila sahadaydılar... Bu anlayış sonucu kendilerine verilen görevlerini harikulade yaptılar. Ha şu da var, her topa ayaklarını uzattılar ve inanılmaz mücadele ettiler. Zaten iki sezondur gelenek haline getirdikleri ve Abdullah Avcı'nın buna göre şekillendirdiği bu mücadeleci kadroyu tebrik etmek lazım.
Rangers maçına benzer bir karşılaşma izledik rakibin kapanması yönünden, ama tabiidir ki Belediyespor'un hücumdaki güçsüzlüğü nedeniyle daha düşük tempoda seyretti, diğer farkı da gol yememiş olmamız. Bu arada, bu maç itibariyle Bursaspor Avrupa liglerinin en az gol yiyen takımı bu sezon itibariyle, büyük başarı ama gol sayımız da az ne yazık ki. 7 maçta atılan 8 gole karşılık alınan 19 puan, bana garip geliyor...

Maçtaki Bursaspor performansına gelirsek eğer, konuşmaya kadro yapısından başlanması gerektiğini düşünüyorum. Ergiç yoktu sakatlığı sonrası, bunun yanında geçen sezonun en istikrarlı oyuncularından Ali Tandoğan, yıldız oyuncu Sercan ve başarılı orta saha oyuncusu Batalla kulübede oturan başlıca oyunculardı. Yavaş ve sakatlıktan çıktığı günden bu yana eski performansından çok uzak olan Turgay'ı belki de bu denli zor geçmeyeceğini düşündüğü karşılaşmada eski performansını yakalayabilmesine yardımcı olmak için sahaya sürdü Ertuğrul Sağlam, ama işe yaramadığını ve takımı daha çok yavaşlattığını o da görmüş olmalı. 85.dakikaya kadar oyunda kalan Turgay oyuna pek bir katkıda bulunmadı ne yazık ki. Turgay'ın yerine Sercan sahada olsaydı kuşkusuzdur ki Bursaspor'un ve dolayısıyla da maçın temposunu daha yükseklere taşıyabilirdi. Bana göre, Volkan'ın temposuna ayak uyduramayan diğer oyuncuların herhangi birinin yerine Sercan'ı dahil etme konusunda geç kaldı Ertuğrul Sağlam. 20 dakika sahada kalan Sercan, takımın temposunu ve maçın temposunu da yükseltti oynadığı bu süre zarfında ancak, bahseddiğim o katı savunma ne yazık ki aşılamadı.

Mustafa Keçeli, sanırım geçen hafta şaşırtıcı bir biçimde hayatında hiç o bölgede oynamamış olmasına rağmen sağ kanatta sahaya çıkan Beşiktaşlı İbrahim Üzülmez gibi ilk defa oynadığı sağ kanatta sırıtmadı. Herve Tum ile girdiği mücadelelerin çoğundan galip ayrılmayı başardı.

İnsua'ya gelelim ki pek iyi şeyler söylemeyeceğim Arjantinli oyuncumuz hakkında. İnsua, Bursaspor'a transfer olduğu günlerde hep Şampiyonlar Ligi özlemini ve arzusunu dillendirmiş, bu arenada olması sebebiyle Bursaspor'a geldiğini vurgulamıştı. Tabii ki biz, tüm bunlar söylenirken İnsua'nın sadece Şampiyonlar Ligi karşılaşmalarında çabalayıp diğer maçlarda sadece sahada olmak için sahada olacağını düşünmemiştik. Ama ne yazık ki gelinen nokta o. Rangers maçında izlediğimiz İnsua'yı görünce çoğumuz '' işte gerçek İnsua bu, sonunda adapte oldu '' dedik ama bu maçta görüyoruz ki olay sadece düşünce yapısıyla alakalı. İnsua lig açısından hiçbir hedef gözetmiyori, bu bariz bir biçimde ortaya çıkmıştır. Dün, sahanın en kötülerindendi yine.

Nunez konusunda ise, direkten dönen kafa vuruşundaki top takibi başarısı dışında sadece göbeği hakkında konuşabilirim. Ama bu, Nunez'in bir sorunu ve hatası değil Bursaspor Kulübü'nün ve bu oyuncuyu Bursaspor'a katan kadronun yanlış seçimidir. Bu sebepten ötürü Nunez'e tepki gösterilmesi yanlış. Nunez, alınırken de böyleydi, bu haldeydi ama alındı. Adam alındığı kulüpte sergileyebildiği performansı sergilemeye çalışıyor ama lig temposuna bağlı olarak bunu göbeği engelliyorsa alınmamalıydı, düşünülmeliydi bunlar.

Peki ya bu maçtan çıkan 1 puana ne anlam yüklenmeli o konuya da gelelim. Bir maçtan çıkarılabilecek olan üç sonuç ( galibiyet, beraberlik, mağlubiyet ) arasından bu maç için Bursaspor'un çıkarması muhtemel iki sonuç vardı, daha doğrusu öylesi uygun geliyordu. Bu iki sonuç galibiyet ve beraberlikti. Bu iki sonuç da kazançtır bana göre. Zira, deplasmanlardan puan çıkarmak başarıdır bana göre bu ligdeki 3-4 takımın dışındaki takımlardan. İstanbul Büyükşehir Belediyespor deplasmanı da, her ne kadar bir iç saha maçı havasında geçse de puan çıkarmanın başarı sayılabileceğini düşündüğüm deplasmanlardan. İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile berabere kalınca biraz burukluk olabilir ama, yine de geçen sezon Avupa'ya katılmayı kıl payı kaçıran bir takım olduklarını da unutmayalım.

Sonuç olarak, geçmiş sezonlarda ve bu sezon da büyük oynayan takımlara sıkıntı yaşatmakta üstüne olmayan İstanbul Büyükşehir Belediyespor deplasmanında yitirilen 2 puana üzülmeyi bırakıp alınan 1 puana sevinmeliyiz diye düşünüyorum. Tabii ki galibiyet varken alınan beraberliğe üzüldüm ama, üzüldüğüm ana şey, Samiyen'e akan 8bin taraftarın galibiyet şarkılarıyla ve  mutlu bir biçimde Bursa'ya dönememiş olmasıdır.

Gökhan Sezer


0 yorum :