On 16 Ekim 2010 Cumartesi 0 yorum

Spor Toto Süper Lig'in 8.haftasında, evimizde karşılaştığımız Karabükspor ile yenişemedik. Kara bir gece olmadı belki tam anlamıyla ama, rakibimizin bileğini yine de bükemedik.


Konfeti yağmuru

Maç öncesinde az çok bahsetmiştik  Maraton Tribünü başta olmak üzere, tribünlerde yapılacak olan konfeti şovdan. Takım sahaya çıkar çıkmaz, ilk önce Kapalı Kale Arkası Tribünü ( Teksas Tribünü )'ne çağırılan futbolcular burada, çok da etkili  olmayan bir konfeti şovla karşılaştılar ancak Maraton Tribünü'ne gittiklerinde ise muhteşem bir görüntü çıktı ortaya.

Kendi adıma söylemem gerekirse, özlemişim bu tabloyu, bu görüntüyü. Sanırım Bursa'da en son konfeti şov, lige geri döndüğümüz sezonda 2.Lig'deki Ordu maçında yapılmıtı, ben öyle hatırlıyorum.

Konfeti şovdan hemen önce açılan ve şov sırasında, maç başlayana dek indirilmeyen '' Ertuğrul Sağlam'ı eleştiren karşısında bizi bulur! '' yazılı pankartı hoş bulmadığımı belirtmek istiyorum. Evet,  Ertuğrul Sağlam'a gerek Bursa içi gerekse İstanbul merkezli yönetlilen eleştiriler bana göre de haksızdır ama yeri geldiğinde Ertuğrul Sağlam da eleştirilecektir ve eleştirilmelidir de, ki benim de bu yazıda kendisini eleştireceğim noktalar olacak mesela. Ama bunların ark niyetli eleştiriler olmadığını, olmayacağını zaten beni tanıyanlar iyi bilirler sanıyorum. Zira, pankart açıldığı sırada boğazı patlarcasına '' Söyleyin kimde var böyle teknik adam, adam gibi adam Ertuğrul Sağlam '' tezahuratını söyleyenlerden birisiydim ben de.

Ütümüz bozuldu

Her ne kadar Karabük karşında evimizde aldığımız bu beraberlik kötü bir skor gibi görünüyorsa da, tıpkı İbb maçınının ardından da söylediğim gibi, hala ligde liderliğimizi sürdürdüğümüzü ve namağlup olduğumuzu unutmamamız gerektiğine inanıyorum. Bu maç itibariyle dahi Bursaspor tarihinin en iyi lig başlangıcını yapmışken, daha doğrusu en iyi 8 hafta performansını göstermişken (  şampiyonlukla tamamlanan geçen sezon da dahil buna tabii ) yöneltilen sert eleştirilere fazla kulak asılmamalı diye düşünüyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediyespor beraberliğinin ardından alınan bu beraberlik, bir çok kimsede ve kitlelerde işlerin yolunda gitmediğine dair bir düşünce yaratıyor belli ki ama, işler bana göre gayet yolunda. Ütümüz bozuldu ama ütülerin tamiri kolaydır, eski halini ve vasfını alır yakında.

Şunu söylemek gerekir; Şampiyonlar Ligi, Spor Toto Süper Lig,  Türkiye Kupası gibi üç ayrı arenada da belirli hedefler gözeten Bursaspor'un, ( Lig'de şampiyonluk, kupada gidilebilecek en iyi yer ve devler arenasında, bulunduğumuz grupa üçüncülük gibi gözüküyor bu hedefler ) bu hedeflerin tamamını tam anlamıyla gerçekleştirmesi için yeterli bir kadro derinliği yok. Bu sebeptendir ki rotasyona ihtiyaç var ve Ertuğrul Sağlam da bunu yapıyor. Belki rotasyonun yapılış biçimi ve oyuncu tercihleri eleştirmeye açık olabilir ama, bu maç için konuşmak gerekirse tek sorun; kaçan pozisyonlar.

Farka giderdi!

Özellikle ilk yarıda Bursaspor'umuzun kaçırdığı pozisyonlar golle sonuçlanabilseydi eğer, maç çok daha farklı, hatta farklı bir sonuça bitebilirdi. İlk yarıda kaçan net gol pozisyon sayımız beş ve eğer dikkatle pozisyonları irdelersek, devamlı bir zamanlama ve hız sıkıtısından kaçtı bu pozisyonlar İsmail Haktan'ın kaçırdığı pozisyon dışında. Ozan'ın, Turgay'ın değerlendiremediği diğer pozisyonlarda sürekli topa ucu ucuna yetiştiklerini göreceksiniz ve bu sebeptendir ki tam olarak istedikleri ve yapılması gereken vuruşları yapamadılar.

Golle sonuçlandırdığımız diğer pozisyonlar ise golle sonuçlanması gereken pozisyonlardı zaten. Maç öncesinde, Turgay'ın fiziksel olarak maça hazır olmadığını düşündüğümü söylemiştim ama utandırdı beni, helal olsun. Önceki haftalarda, neredeyse sahadaki varlığı tartışılacak kadar etkisiz olan Turgay, patlama ve dönüş maçında kendi performansına rağmen takımın aldığı beraberliğe şüphesiz üzülmüştür, yetmedi ne yazık ki.

Hüseyin'in yokluğu orta sahada fazlasıyla hissedildi. Top çalmada - özellikle ikinci yarıda - ciddi zorluklar yaşadı Bursaspor ve Karabük orta sahasında yer alan oyuncular topu ileri uçtaki oyuncularına aktarmakta fazla zorlanmadılar. Maç öncesinde de bahsettiğim ve Emenike'yi durdurmanın yolunun karşısına İbrahim Öztürk'ü sürmekten geçtiği konusu beni haklı çıkardı, Emenike oyuna ve skora, takımının diğer maçlarında etki ettiği derecede etki edemedi. İbrahim, Emenike'yi durdurmayı başardı ama Karabük ekibinin diğer silahı Cernat'a engel olamadı savunmamız ve iki gol de Rumen oyuncudan geldi. Bu arada, maç esnasında bir lif sorunu yaşadığını tahmin etmiştim ama kırık oluşmuş kendisinde. Geçmiş olsun, iyi bir futbolcu hakikaten.

Ozan İpek, bu sene ligde oynan Sivas maçı dışında hiçbir maçta geçen senekş performansının yakınından bile geçememişti, bu maçta bunu değiştirdi. Gayet iyiydi ve umarım böyle gider. İki golde de Ozan'ın payı yadsınamaz.

Gelelim benim eleştirmeden geçmediğim İnsua'ya. Daha önce de söyledim, yine söylüyorum... İnsua'nın, sözleşmeyi imzalarken üstünde durarak belli ettiği ve ligdeki oyunu ile devler arenasındaki oyunun arasındaki farklılıkla da somutlaştırdığı  bir şey var, o da Şampiyonlar Ligi için geldiği. Ligde oynadığı oyun ile, devler liginde oynadığı oyun arasında Uludağ kadar fark var ne yazık ki. Ligde kendisini kasmayan, adam kovalamayan, yeterince koşmayan bir İnsua izleyen bizler, Rangers maçında ise oyunda etkinliği tartışılmayacak derecede olan, Bursaspor'un hücumlarına yön veren ve '' işte İnsua bu '' dememize sebebiyet veren bir İnsua izliyoruz. Bu sorunu kulüp mutlaka halletmeli. İnsua ile konuşularak mı çözülecek, nasıl çözülecek, benim bildiğim bir şey değil.

Volkan Şen'in yokluğu

Volkan'ın kadro dışı kalma hikayesini, geri dönüşünü, affedilişini daha önce blogda kaleme aldık çokça. Ben, bu konuda yazdığım en son yazıda, affedilerek takıma geri çağırılan Volkan'ın 18'de, en azından yedekler arasında olması gerektiğini düşündüğümü, maçın gidişatına göre de Volkan'a ihtiyaç doğabileceğini söylemiştim. Ertuğrul Sağlam ise bunun tersini düşünmüş olacak ki V10 tribünden takip etti maçı.

Volkan'ın yerine sahaya sürülen İsmail Haktan Odabaşı, geçen sezon da birkaç maçta takımla sahaya çıkarak
tecrübe kazanmıştı. İlk defa bu ligde ve o bölgede mücadele eden bir futbolcuymuş havası yaratıldı maç öncesinde ki kendisinin geçen sezon Kasımpaşa maçındaki performansını Bursaspor'u iyi takip eden herkes hatırlar. Oyuna girdiği gibi direkte patlayan bir şutu ve golün ortasını yapacak denli umut verici bir performansı vardı. Dün, ilk yarıda da bahsettiğim bu İsmail Haktan Odabaşı vardı ama ikinci yarıda aynı İsmail yoktu sahada.

Maç sonrası eve doğru yola koyulurken bindiğim metroda '' Genç futbolcu yorulur muymuş arkadaş, herkesten çok koşmaları lazım, genç yahu bunlar. Ama ikinci yarıda ölü gibiydi, koşmadı '' diye serzenişte bulunan bir taraftara şu yanıtı verdim; '' Olayın gençlikle alakası yok, maç eksikliğiyle alakası da var. Diğer oyuncular gibi fazla maça çıkmıyor İsmail, Muhammet, Eren, Serdar ve girdiklerinde ne kadar antrenman yapsalar da maç temposuna göre yorulmaları normal. '' Karşımdaki sustu, sanırım yerinde bir yanıt verdim.

Kaçırdığı gol pozisyonu konusunda da, olayı bir nebze de olsa heyecana bağlamak lazım. Olur böyle şeyler. Nasıl bir çocuk düşmeden yürümeyi zor öğrenirse, futbolcular da öyle. Kaçırmadan atmayı öğrenemezsin ve heyecanlanmadan da heyecanlanmamayı öğrenemezsin, bu böyle.

Volkan Şen yedek kadrosunda yer alsaydı eğer muhtemelen Sağlam onu ikinci yarının belirli bir süre zarfı geçtikten sonra oyuna dahil ederdi çünkü oyundan düştü İsmail ve o kanatta etkisiz kaldık. Rakibimiz o kanatta savunmayı düşünmek yerine ileri çıkmaya başlayınca da takım olarak hücumdan koptuk ve galibiyet için bastırmaktansa Karabük hücumlarını savuşturmaya çabalamak zorunda kaldık. Sahadan yenik de ayrılabilirdik ikinci yarı açıkçası.

Güzel hava taraftarları

Tribünlerin üçte birine yakını boştu dün akşam. '' Hava şartları kötü, meteoroloji de Bursa için yine uyarıda bulununca kimse açık tribüne yönelmedi '' diyenlerin sayısı oldukça fazla ama bana göre meselenin iç yüzü ruhsal. İkinci ligde, evimizde Antalyaspor ile oynadığımız bir maçı hatırlıyorum da, o gün kar-tipi ne ararsanız var. Okullar kar nedeniyle tatil edilmiş, şehrin yüksek kesimlerinde trafik felç ( ki Bursaspor taraftarının büyük bölümü bahsettiğim bu bölgelerde yaşar ) ama ful çeken bir stadyum. Bırakın bilet bulunamayan Kapalı Kale Arkası Tribünü'nü, dün yağmurdan korkarak gelmeyenler sebebiyle bomboş kalan Açık Kale Arkası Tribünü bile fuldü o gün. Kar da durmamıştı, maç boyunca da yağdı. Öyle bir ruhtu ki üstelik, şemsiye bile açan yoktu yeşil-beyaz rengin yerini siyah şemsiyeler almasın diye. Ama o ruh nerede, milletin kaybettiği anasını bulduğu feysbukta arasan bulamazsın.

Daha düne kadar, 100bin kişinin katılımıyla şampiyonluğu kutlamadık mı sokaklarda, daha düne kadar bu stadyum 50bin kişiyi almadı mı kupa kaldırılırken... peki ya şimdi?

Tatlı su balıkları vardı, hala var ülkemizde... Bursa'dan bir grup kardeş armağandır bu kitleye; güzel hava taraftarları.

Gökhan Sezer

0 yorum :