On 24 Kasım 2010 Çarşamba 0 yorum

Bu akşama dair çok fazla umudum yok açıkçası..
İlk maçta canlı canlı şahit olduk ki adamlar bize bayağı fazlalar..

Heyecanı atlatmakla, 3 maçlık tecrübeyle falan da kapanacak kadar küçük bir fark yok iki takım arasında.
Renktaşlarımız kızacaklar belki ama bu böyle yani..
Kendimize bunu itiraf etmezsek bir arpa boyu yol katedemeyiz.
Ben kendimi bildim bileli Valencia hep Valencia.
Bir sene olmazsa diğer sene illa ki Şampiyonlar ligindeler.
Her zaman da ses getiriyorlar.

Biz ise daha 5 sene önce 2.liglerde mücadele ediyorduk.
Bu Şampiyonlar liginde oynayan takımın ise sadece 2 yıllık bir geçmişi var. Ertuğrul Sağlam'dan öncesini hiç hesaba katmak bilgi kirliliğinden başka hiç bir işe yaramaz.

Ertuğrul Hocamızı bilmem ama şahsım olarak oynadığımız 4 maç sonunda şuna kanaat getirdim ki biz bu takımlarla kafa kafaya oynamamız için  çoookk fırın ekmek yememiz gerekiyor.

Bizim "Çanakkale Geçilmez"i oynamaktan başkası paklamayacak.
Bunun için de öncelikle 5'li savunmaya geçmemiz gerekiyor.

Bunda utanılacak bir şey yok.
Rangers, Rubin Kazan hep böyle oynayarak puanları topladılar.
Hatta Valencia bile hafta sonu Villareal'e karşı yine 5'li defans bloğu ile mücadele etti.
Biz niye denemiyoruz ki bunu.
Kaybedecek pek bir şeyimiz kalmadı netice olarak.

Benim bu akşamki 11'im şu şekilde olurdu.




Milan Stepanov'un yeterliliği kafalarda soru işaretleri yaratsa da hiç tartışmasız savunma rotasyonumuzun ayakları en iyi olan ismi.

O yüzden de eğer 5'li savunma deneyeceksek Stepanov'a da liberoluk görevi verilebilir. Öncelikli görevi İbrahim ve Ömer'e eşlik etmek olur, pozisyonuna, oyunun gidişatına göre de savunma hattı ile orta saha arasında köprü görevi görebilir, başka bir deyişle Svensson'a yardım eder duruma göre..

Öndeki 3'lü de devamlı birbirleri arasında yer değiştirirler.
Ama onların da öncelikli görevi savunma yapmak olur.
Rakibi yarı alanımıza girmesine izin vermeden öldürücü  pres ile geri püskürtmenin kendileri için gol atmaktan daha önce yapmaları gereken iş olduğu bilinci kafalarına kazınır.

Tabi çok fazla faza gelip Volkan'ın ilk maçta yaptığı gibi kaleciye kadar basmanın ne kadar gereksiz olduğu, hem takımın sahadaki yayılışına zarar verdiği hem de enerjisini boşu boşuna harcamaktan başka hiç bir işe yaramadığı görüntülü olarak ilk maçtan örnekler vererek anlatılır.

Takımın saha içi dizilişi de 5-4-1'den 4-5-1'e hatta kanat oyuncularımızı biraz öne çıkararak 4-3-3'e bile döndürebilir.
Söylemesi kolay tabi bunları ama ilk defa uygulamak biraz sancılı olacaktır.
En nihayetinde yapay zekalara karşı oyun oynamıyoruz.

Çılgın herifin biri gelir 35 metreden kimsenin beklemediği bir anda yazar golü senin tüm planların suya düşer.

Ya da en güvendiğim 3 adam aynı anda uyku moduna geçer, elin oğlu bunu affetmez yine her şey altüst olur.

Sen pozisyon yakalarsın atamazsın, senin futbolcun en iyi oynadığı maçta amatör futbolcunun yapmayacağı bir hata ile topu kaptırır, sen ne olup bittiğini anlayana kadar o topu kalenden çıkarmak zorunda kalırsın.

Tüm bunlar başımıza gelmedi mi geçtiğimiz maçlarda?..Geldi..


O yüzden de sözü fazla uzatarak hayal alemine dalmak gereksiz.
Hem çok fazla bu tarz yazılar yazınca kendimi Ertuğrul Sağlam'a karşı nankörlük yapıyormuş gibi hissediyorum.
Bizim yaşımızdan daha fazla futbol geçmişi olan bir adama ders verecek değiliz.
Hocam her şeyin en en iyisini bilir diyerek onun bu akşam sahaya süreceğini tahmin ettiğimiz 11'i paylaşarak bitirelim yazıyı..






Uzaklarda olsan da biz hep seninleyiz Bursasporum..
Allah Utandırmasın!



Saygılar
Hasan BAHAR

0 yorum :