On 25 Kasım 2010 Perşembe 0 yorum





Sonuç biraz ağır oldu ama genel hatlarıyla maç beklediğim seyirde geçti. Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur derler yaa, bizimkisi Salıdan hatta Pazartesiden belliydi.
O yüzden çok fazla kızamıyoruz kimseye..
Ne futbolculara..
Ne de Ertuğrul Hocamıza..

Maçtan önceki yazımda belirttiğim gibi 5'li defansla ya da orta alanda daha fazla defansif yönü kuvvetli olan adamları tercih ederek sahaya çıksak sonuç değişir miydi?
6 yemezdik de 2 yerdik 3 yerdik.
Netice olarak da farkeden pek bir şey olmazdı.

Sercan o golü atsa, Ömer penaltı pozisyonundaki müdahalesinde biraz daha dikkatli olsa..
Diye sorgulamaya başlarsak da bu işin sonu  "Halamın şeyi olsa..." ile başlayan cümlelere kadar gider..
O yüzden gerek yok yani çok fazla ahlayıp vahlamaya..
Geçmiş bitmiş..

"X" sıçtı "Y" altını pisledi diye futbolculara sallayanları da anlamıyorum..
Kim iyiydi ki arkadaş?
Gördük işte ilk maçın sonunda ben dahil hepimiz bok attık hocaya..

Yok Stepanov'dan bir cacık olmazmış..
Nunez'in o göbekle Şampiyonlar liginde işi neymiş..
Hüseyin Şampiyonlar ligine göre fazla yavaşmış..
Hoca Ozan ısrarı ile takıma ihanet ediyormuş..

Ee dün akşam ilk maçın sonunda tüm ihaleyi üstlerine bıraktığımız bu 4 adamlardan hiçbiri adımlarını atmadılar sahaya.
Yerlerine niye oyna(tıl)madıkları için kıyametleri kopardığımız İbrahim, Sercan, Turgay vardı..
Onlar naptılar.??
Çok şey mi değişti sanki.

O zaman 4 yiyip gol atamamıştık, dün gol attık ama bu sefer de 6 yedik..

Yani işin özü şu ki iş "bireysellik"ten falan geçmiyor. Takım olarak kalitenin hep birlikte yükseltilmesi gerekiyor..
Yavaş yavaş, olgunlaşa olgunlaşa büyümek gerek.

Onun için de bu takıma köstek değil destek olmak gerek..
Cumartesi günü Özlüce'yi bayram yerine çevirip sadece iyi günde değil kötü günde de onların yanında olduğumuzu başta Ertuğrul hocamız olmak üzere tüm takıma hissettirmek gerek..






Saygılar
Hasan BAHAR

0 yorum :