On 5 Şubat 2011 Cumartesi 0 yorum

Tribünlerin Sivas maçı öncesinde, maç esnasında hatta maç sonunda dahi gür biçimde söylediği tezahüratların en güzeliydi; ''istiyoruz şampiyonluğu inatla'' sözlerinin geçtiği, yeni üretim bu beste. Bir gece ansızın ortaya atılan fikirle kaleme alınmıştı dernekte ama, gerek geçen sezonki başarının, gerekse bu sezonki çabanın dillendirilmiş hali..

Bestenin ifade ettiği kavram, bu maçın da kaderini belirledi.
İnat etti Bursaspor, kazandı..
Çok da iyi oldu. Galatasaray maçıyla az da olsa tekrardan havaya giren şehirdeki bu havanın sürmesi için önemli olan bu viraj başarıyla dönüldü.
''Miller is a killer'' pankartı ve söylemlerinin eşliğinde sözleşmeye imza atan Miller, taraftarı haksız çıkarmadı. Sürekli uyum sorununun konu edildiği ülkemizde, yapıya uygun transfer yapıldığında, uyum sorununun nasıl devre dışı bırakabileceğine dair bir ders veriyor adeta Bursaspor'un kurmayları.

****************

Zor olacak demiştik, öyle de oldu. Galatasaray maçından daha katı bir savunma ve Galatasaray orta sahasından daha mücadeleci bir orta sahayla karşı karşıya geldi Bursaspor. Dolayısıyla, Sivas'ın kilidini açacak anahtar bir türlü kapıya kadar ulaşamadı. Ulaştığında da zaten goller geldi, Miller vurdu gol oldu..

Ertuğrul Sağlam'ın Bekir Ozan hamlesi, Galatasaray maçındaki Bekir Ozan hamlesinden daha yerinde bir hamleydi. Ergiç'in katı ve sert savunma yapılarına karşı gösteremediği varlık, Bekir Ozan tarafından itina ile gösteriliyor fakat topu oyuna sokma ve oyunu şekillendirme açısından da Ergiç'in üstünlüğü yadsınmamalı. Bu sebepten, Ergiç'in olmadığı maçlarda orta sahada daha çok top kapan bir Bursaspor izlerken, orta sahanın hücuma katkısında eksiklikler görebiliyoruz. Tam burada da Batalla'nın önemi bir kat daha artıyor, Batalla günündeyse eğer, Bursaspor bir şekilde o maçı kazanıyor. Nitekim Sivasspor karşısında da böyle oldu, her ne kadar 2.golde Battalla sahada değilse de, oyun boyunca hücuma sağladığı katkı ile Sivasspor'un belirli bölümlerde kendi yarı alanına hapsolmasının en önemli etkeniydi.

Dedim ya; inat etti Bursaspor, son dakikaya kadar mücadele etti. Oyuncu kalitesi açısından Bursaspor'un gerisinde kalan Sivasspor ise, tabiidir ki Bursaspor'dan daha çok mücadele etmek durumunda kaldığı için yoruldu. Bursaspor da, geçen sezondan beri bu tür maçlara alışık olmasının katkısıyla, son dakikaya kadar umut etmesini bildi. Golü de buldu, galibiyeti taraftarına armağan etti.

Maç içerisinde, maçın kaderive ve skoruna etki eden oyuncuları da söylemeden geçmeyelim. Her ne kadar maç sonrasında herkes Miller'ı konuşuyor olsa da, İvankov'u takdir etmek ve es geçmemek gerekli. Çok önemli kurtarışlar yaptı. Sezon sonunda Bursaspor'dan ayrılacak olan Bulgar file bekçisi, son sezonunda da çok değerli şeyler yapmaya devam ediyor. Şampiyonlar Ligi'nde yaptığı hatalarla konuşulsa da, ligdeki hakkı ödenmez İvankov'un..

****************

Maçların, puan/puanlar dışında takımlara kazandırması gereken başka şeyler de olması gerektirdiği konuşulur hep. Sağlam'ın öğrencileri, her an birşeyler kazanıyor, dolayısıyla Bursaspor kazanıyor.. Ozan İpek, son dönemlerde kaybettiği hırsını kazanmaya başladı örneğin, mücadeleci Ozan İpek'i izlemenin keyfine varıyoruz yavaş yavaş. Bu sevindirici.. Miller'ın, kadroya kazandırılmasının dışında, oyuna da kazandırılabilmiş olması da diğer sevindirici etkenlerden. 2 maçta 3 gol kaydeden İskoç golcü, bundan böyle rakip savunmaları özel önlemler almaya sevkedecek. Bu da Bursaspor'un daha çok işine gelecektir..

****************

Biraz da tribünlere değinmek istiyorum..

Bursaspor Taraftarlar Birliği'nin aldığı en önemli kararlardan birisiydi; tribünden küfür silinecekti. Ne yazık ki bunun başlangıcı, Galatasaray maçında yapılamadı. Ama Sivasspor maçı, önemli bir dönüm noktası olabilir.

Maç başında, çoğu tribünün çeşitli şekillerde yaptığı, Bursa'da ise yıllardır küfürli şekilde yapılan ve 3lü diye tabir edilen tezahürat, bu maçın başlangıcında yapılmadı. Bu güzel bir gelişme, zira Ertuğrul Sağlam ve yöneticiler de bu konudan çokça şikayetçilerdi. 

Maç esnasında ise, 75.dk'dan sonra ne yazık ki maçın döndürülebilmesi için 3lü'nün gerektiğine inanan kesimler, bu tezahüratı yapma ve sözlerinde durmama gereksinimi hissettiler. Bu güzel olmadı, bu yerinde olmadı.. Üstelik, maç boyunca çıtı çıkmayan kesimlerin bu tezahürat devreye girince bağırdıklarını görmek, insanı çileden çıkarıyor.

Egolarını tatmin etmek ve  tribüne, sadece küfürlü tezahütarlara eşlik etmek için gelenlere diyecek lafım yok. Zira desem de anlamazlar.. Ya gel otur-maçını izle, ya da bağır, seç birini.. Sonuna kadar serbestsin. Ve fakat; küfür edeceksen ''geçit yok'' arkadaş.

Gökhan Sezer

Not: Fotoğraflar için Ozan Demir'e teşekkürler.

0 yorum :