On 19 Temmuz 2011 Salı 0 yorum


Oynaya oynaya sevdik futbolu, dizlerimiz paramparça oldu..
Futbolla uzak kaldık hayatın çoğu bileşeninden; aşktan, işten ve evden ama özgürlüktü onun adı ve her seferinde ilk zamanki gibi terletti bıyıklarımızı, utangaç ergenmişçesine.
Birbirimize bağlılığımızın dışa vurumları oldu takımlar. Tuttuk, taraf olduk, birbirimizi kırdık. Pankartlarla anlattık ona olan tutkumuzu.. Pankart namustu, sabaha kadar başında bekledik soğuktan donmuşcasına...

Hep hakkını verdik, hep yenisini istedik. Aşkı, onun bize kattıklarını hep daha iyi yaşamak için fikir yürüttük. Onun nasıl daha mutlu olacağını, onu üzmeden neler yapabileceğimizi gecelerce tartıştık. Bizler onu küme düşürüp, onu şampiyon yaptık. Yeri geldi onur meselesi yaptık anneye, babaya onun için rest çektik, bitkin düştük.

Öptüğümüz ilk kız bile hayatımızdan çıkarken "Bursaspor'u benden daha çok sevdin" diyorsa eğer, öyle olmasa bile o hissiyatı yaratır oldu gidenlerin ardından.

Taraftarlık mecrasına genel bakışın üstünkörülüğünü tartışmaya gerek duymadık. Biz taraftarlığı yaşayıp öğrendik, okuduk, gördük. Aynı futbol oyunundaki gibi, hızlı düşünüp hayatın arasına hep pas attık - değerlendirildi / değerlendirilemedi o ayrı konu. İnancın dogmatikliğini futbola empoze edip onu dinleştirdik... Ona inancımız tamdı, o ne kadar emrivaki yapsa da, yine de sevdik. Fakir olduk; sahaya uzak yerlerden, zengin olduk; birinci sınıf yerden izledik onu.

Ara sıra düşler kattık hayatımıza futbolun kırıntısı olan, konusu tamamen futboldan alınmış başka görünümlü gayri resmi mutlu düşler.. Bir beklenti içine girmeden, hemen ayak üstü kurulan düşlerdi ve aynı düşü birden fazla kere kurarsak gerçeğe ulaştırabileceğimizi öğrendik.

Ve kabuslarımız oldu içinde futbol olan, üzüldük cezalar aldık ama vazgeçmedik.
Kurulu olan futbol düzeni hep bir yerde karşımıza çıktı, bize yeni kurallar, yeni yaptırımlar sundu. İtiraz etsek de fayda etmedi, o bildiğini okudu çünkü futbol aslında onun elindeydi.

Futbolla eğlenmeyi kavrayamadığımız sürece onu bir araç olarak yadsıyacağız ve bunun, hayatın her dönemecinde karşımıza çıkmasına boyun eğeceğiz. Futbol üzerine yazılan çizilen milyonlarca şey bir yana, asıl yoğunlaşılması gereken konu; ne kadar etik davrandığımızdır ve bu bağlamda kendimiz de dahil olmak üzere yaşamın gerçek noktalarında ne kadar bilgi sahibiyiz, bunu tartmamız gerekli.

Hep geçmişi tarttık, AN'ı yaşamak yerine hep kötü zamanlardan bahsedip kendimizi üzmenin yollarını aradık. Futbol aslında 'özgürlük' değildi, tutsaklıktı. Şimdi birileri biryerlerde futbol için özgürlüğünden uzak, sıcak ve üzgün.

0 yorum :