On 19 Ağustos 2011 Cuma 0 yorum


Anderlecht..
Oyunu üzerine kurduğu en etkili yıldızı olan Lukaku'yu pek yakın zamanda kaybetmiş olan ve henüz bu futbolcusunun yerini dolduramamış olması nedeniyle gücünün eksilmişliği bariz olan bir takım.
Avrupa'da deneyimli. Hücum silahları etkili, kontratak futboluna yatkın pek çok genç oyuncuya sahip ancak, attığın golden sonra -kendi evinde- geriye yaslanarak oyunu kendi sahanda kabullenmeni gerektirecek ölçüde güçlü bir takım değil.
Ama dün Bursaspor, Anderlecht'e söylediğim güçte olmadıklarını değil de ipleri eline alacak ve maçı domine edecek güçtü olduklarını hissettirerek, her geçen dakika daha hırslı ve puan umudu daha da fazla artacak yapıda 'genç' , istekli ve hırslı bir takım ile karşı karşıya kalmayı başardı.

Maça iyi başlayan ve topla oynamayı, Gomel maçında dahi olmadığı kadar iyi yapan bir Bursaspor vardı ilk yarıda. Maçın henüz başlangıç dakikalarında rakibine birkaç pozisyon vermesine karşın yeşil beyazlılar, bu pozisyonları şans eseri değil de kendi gücüyle savuşturması ve bu atakları kendi kozlarıyla başarısız kılması nedeniyle fazla bir eleştiriye maruz kalmamalı. Maçın devamında yakalanan pozisyonlardan birkaçı, belki de takımla yalnızca 2 antrenmana çıkma şansı yakalayan Bangura tarafından değil de maça sonradan dahil olduğu her maçta olduğu gibi bu maçta da koşmaktan başka bir verim sağlayamayan Sercan tarafından yakalanmış olsaydı, belki de gol sayısı artabilirdi. Olmadı..

İlk yarının önde kapatılmasının ardından Bursaspor'un yapması gereken, rakibini, ikinci yarının hemen başında yapılacak birkaç etkili hücumla "Yüklenme" planlarından bir nebze de olsa vazgeçirmek olabilirdi ancak Sağlam, geçen sezonki Avrupa serüveninde de yaptığı gibi bunu değil de skoru korumak için geriye yaslanmayı tercih etti. Takımının 6 aydan 6 aya bu sisteme bürünmesinin kolay olmayacağını hesap edemedi ve Bursaspor'u yine, kendisi olmamaya yönlendirdi ne yazık ki. Ve üzülerek söylüyorum ki -herkesin gördüğü gibi- kötü sonuç verdi. İyi işleyen orta sahada, Gomel maçının ardından bu maçta sergileyeceği performans umutla merak edilen İnsua'nın oyundan alınması, takımın ritmini bozdu. İnsua'nın oyundan çıkışı, ilk kez Bursaspor'a kötü bir etki yaptı. Bu değişikliğin kötü bir sonuç yaratmasının dışında bir kötü etki de, tam "Kazanıyoruz bu adamı sonunda" derken, iyi oynadığı bir maçın devre arasında oyundan alınan İnsua'nın moraline etki etmiş olabilir. Zaman gösterecek. Eğer bu hamle, maçın dışında yeni yeni kazandığımız İnsua'nın da kaybedilemesine neden olursa, 'Kaybetme sanatı' olarak pro-lisans kurslarında antrenör adaylarına gösterilebilir.

Karşılaşmadan mağlubiyet ile ayrılınmasının ana etkeni olarak bunu gördüğümü söylemekte hiç zorlanmıyorum ancak İbrahim Kaş'ın yetersizliğinin göze çarpmasının da bir yan etki olduğu açıkça dile getirilebilir. "Gelen gideni aratır" demişler ya, İbrahim Kaş transferi için gerçekçi bir eleştiri olabilir bu. Yaptığı kademe hatalarının ve Suarez'e karşı birebirdeki etkisizliğinin yanı sıra, kondisyonunun da yeterli olmadığı çok açık şekilde ortadaydı. Onun yerine, en azından saydığım bu 3 eksikliği, gençliği ve hızı sebebiyle 2'ye indirgeyebilecek bir Tunay veya Barış da pekala orada tercih edilebilirmiş. 

N'Diaye'nin hızlı gelen topları kontrol etmede bir eksikliği olduğunu anlamamız için iyi bir 90 dakika oldu. Ayakları, kontratak futbolu için yeterli hızda değil ne yazık ki. Sağlam, maç içerisinde gerektiğinden fazla hücuma katılama gayreti gösteren N'Diaye'yi bu konudaki yetersizliği nedeniyle uyarmalıydı.

Carson'a edilebilecek fazla bir laf yok. Gomel deplasmanında bir hatalı gol yedi ancak, bu maçta yaptığı kritik kurtarışlarla, şimdilik "Fark yedik" diyerek üzülmemizi engelledi. Bangura ise takımla biraz daha beraber çalışmaya muhtaç. Yazının başında da dediğim gibi, kötü değil hatta kalitesi net şekilde anlaşıldı ancak uyum sorununu henüz atlatamamış. AIK'da almaya alışık olduğu ve arkaya sarkmasını gerektirecek o yüksek topları alamaması sebebiyle de birkaç atak organizasyonu dışında kaleye sırtı dönük oynamaya muhtaç kaldı.

Maçta mağlubiyet alınması nedeniyle Serdar Aziz'in o 'şahane' performansının hiç konuşulmuyor olmasına gerçekten çok üzülüyorum. "Böyle oyuncuları neden Milli Takım'a almaz Hiddink?" sorusunun cevabı burada gizli.

Golün gelişi ve penaltı pozisyonunda hata olması ayrı bir mesele. Zira, belki de golü getirebilecek başka birkaç pozisyonda çalınmayan fauller olmasa, bunları konuşmuyor olabilirdik. Koskoca 1 yıl boyunca, Süper Lig'de onca haklı pozisyona rağmen penaltı noktasına gidemeyen yeşil beyazlı takım, öcünü UEFA Avrupa Ligi'nde aldı diyebiliriz belki.

Peki ya tur gitti mi? Öyle gibi gözüküyor.
Bursaspor nasıl tur atlar peki?
Cevap; kazanmak gerekecek.
Peki ya Bursaspor, geriye yaslanarak kazanabilir mi? Kesinlikle hayır.
Ne yapmak gerekecek?
Cevap; Bursaspor olmak gerekecek.
O kadar basit..

Gökhan Sezer

0 yorum :