On 25 Eylül 2011 Pazar 0 yorum

Bursaspor, Süper Lig'in 4. Haftası'nda konuk olduğu Sivasspor deplasmanından 3-0 gibi ağır bir yenilgi ile ayrıldı. Yeşil beyazlılar bu sonuç ile beraber, Ertuğrul Sağlam'ın göreve geldiği günden bu yana üçüncü kez üst üste iki maç yenilgi almış oldu.


Geçen haftaki (yeni tabiriyle 3 gün önceki) Beşiktaş yenilgisinin, geliş şekli nedeniyle zihinsel olarak Bursaspor'a ağır bir yük bindireceği belliydi..
Ancak Ertuğrul Sağlam da dahil olmak üzere kimse, ligin düşmeye aday takımlarından birisi olarak gösterilen Sivasspor deplasmanında 3 gollü bir mağlubiyet alınacak ölçüde bir fiziksel yorgunluk yaşanacağını tahmin etmedi. Bu nedenle de kesilen fatura, olması gerekenden ağır oldu.

Bursaspor, şampiyon olduğu sezonda da, geçen sezonda da pek çok kez yenilgi yaşadı. Fakat geçen sezon Bursa'da alınan 4-1'lik Gaziantepspor yenilgisi de dahil olmak üzere hiçbir yenilgide Bursasporlular, takımını bu denli vasat konumda görmedi. Oynanan, daha doğrusu oynanamayan futbol, bizleri yenilgiden ve skordan çok daha fazla kötü olarak etkiledi.

Maç hakkında yapılacak fazla bir taktiksel değerlendirme olduğunu düşünmüyorum. Zira takımın futboluna ilişkin bir değerlendirme yapmak için ortada bir futbol olmasına gerek var. Ama bugün, Bursaspor'un değil Sivasspor'un pozitif futbolundan bahsedilebilir. Yenilginin sebeplerine girilirse eğer, ana sebep olarak bahsettiğim fiziksek ve zihinsel yorgunluk gösterilebilir. Bu yorgun kadronun içine, yorgun futbolcular kadar dahi hazır olmayan Ömer Erdoğan ve Stanislav Sestak'ın müdahil edilişi ile, yapılan bireysel hatalar da yenilginin ağır olmasının etkenleri arasında sayılabilir.
Evet.. Sestak tüm Bursasporlular'ın performansını merakla beklediği ve katkısının üst düzeyde olmasını umduğu bir futbolcu ancak Sağlam, hazır olmadığı apaçık ortada olan bu futbolcuyu, bu haliyle oynatmamalıydı diye düşünüyorum tıpkı Sestak'ın ilerleyen haftalarda kendine yakışan performansı sergileyerek alkış toplayacağını düşündüğüm gibi.
Ve hayır.. 11 günde 3 maç yapılan yoğun tempoya rağmen Bursaspor, bir rotasyona ihtiyaç duyan takım görüntüsü vermemişti. Sağlam, Serdar'ı kesip Ömer'i ilk 11'de sahaya çıkararak belki Ömer Erdoğan'ı küstürmemek istedi ancak bu da Beşiktaş maçındaki Tagoe hamlesi gibi bir kumardı ve -ne yazık ki- yine tutmadı tıpkı bu maçta da tutmayan Tagoe hamlesi gibi.

Yazıyı kısa tutacağım belirttiğim sebeplerden dolayı.. Taktiksel veya saha içi değerlendirme yalnız bu kadar.
Şununla bitirmek istiyorum;
"Umut dediğin şey en büyük tehlikedir , o yüreğinde durduğu sürece ne rahat ne de huzur yüzü görürsün" demiştir Sunay Akın..
"Umuttur Bursaspor" diyoruz ya hani, bugün o umudun ne denli önemli olduğunu hatırlamamız gereken günlerden birisi. Çünkü bu sözü benimseyen benim içimde bir burukluk dışında bir şey yok.
Biliyorum; Bursaspor düzeltir.

Çünkü Bursaspor bu değildir..

Gökhan Sezer

0 yorum :