On 10 Ekim 2011 Pazartesi 0 yorum

Dün televizyon izliyorum..
Her ne kadar spor programlarından uzak durmak istesem de, izleyecek bir şey olmayınca bu spor programlarına kayan gözlerden ikisi oldu gözlerim.


Program ismi vermeyeceğim, zira konuştukları şeyler canımı sıktığı için birkaç kanal gezdim.
Kimisi sporun magazin kısmına sıkışmış kalmış, kimisi demeçler üzerinden karakter tahliline kafa yoruyor, kimisi şike soruşturması sürecinden konuşuyor. Gerçek şu ya; hiçbiri futbol konuşmuyor.
Belki de el birliği ile insanları futboldan soğuttuklarından.. Futbol konuştuklarında artık reyting alamadıklarından.

Bir kanalda konuşulanları ciddi ciddi izledim. Hatırı sayılır bir vaktimi ayırdım kendilerine.
Onca kanalda konuşulan onca konudan beni en ilgilendireni ve enterese edeni 'şike soruşturması süreci' olduğu için, bunun konuşulduğu program oldu izlediğim. Daha doğru söylemek gerekirse, ilgili süreçte gelinen noktada planlanan yasa değişikliğinin tartışıldığı bir program.. Hani şu, Levent Bıçakçı ve yanına aldığı bir hukukçu ekibin hazırladığı yasa teklifi.

Programda bulunan konuklar ve daimi iki katılımcı, sözü dönüp dolaşıp 'şike soruşturması' kapsamında tutuklanan ve tutuklu yargılanan kişilerden yola çıkarak uzun tutukluluk hallerine getiriyor. Birkaç kez, ülkemizdeki cezaevlerinde yatan kişilerin %65'ine yakınının hükümlü değil tutuklu olduğu bilgisi üzerine konuşmalar geçiyor. Bunlar konuşulmalı, doğru konuşmalar yapılıyor. Fakat, benim zoruma gidiyor.
Siyasi görüşüm sebebiyle zoruma gidiyor. Çünkü bu insanlar, bu güne dek hiçbir zaman siyasi bir meselede veya spor dışı bir alanda yaşanan tutuklamalarda bu tip bir sitemde bulunmadılar. Ya da biz görmedik.
Bursasporlu olduğum için zoruma gidiyor. Çünkü bu insanlar, benim beraber deplasman yaptığım, haftada en az 3 günümi omuz omuza geçirdiğim insanlar, kardeşlerim aynı yasanın taraftarları kapsayan yönü nedeniyle 4 ayı aşkın süre cezaevinde yatarken bu tip bir sitemde bulunmadılar.
Şimdi içeri girenler, takım elbiseli ve aynı spor camiası içinde bulundukları insanlar olduğu için birden 'özgürlükçü' kesiliverdiler.
Dedim ya, zoruma gidiyor..
Ve fakat, ne yazık ki şaşırmıyorum.

Öte yandan, dedim ya; yasa değişikliği konusu tartışılıyor programda geniş geniş.
Tek tek, Bıçakçı ve ekibinin hazırladığı belirtilen değişiklik önerilerindeki maddeler okunuyor ve bu maddeler üzerine tartışmalar yaşanıyor. Telefon bağlantıları ile de görüşler alınıyor.
Kimse şunu sormuyor; "Bu yasa çıkarken, bugün bu yasayı en ağır dille eleştirenler bu yasanın en aktif savunucularıydı" demiyor.

Kimse, şu soruyu tartışmıyor; "Soruşturmanın kapsadığı takımlar yalnızca Anadolu'dan olsa bu yasa değişikliği önerisi gelir miydi?"
Ve yine kimse şu sorunun cevabını veremiyor; "Neden 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası?"
Çünkü cevap verseler, şunu söylemek durumunda kalacaklar;
"Mevzubahis hapis cezası 2 yıldan az olduğu için para cezasına çevrilebilir"
Bunları tartışmak için orada bulunan insanlar bunları tartışmıyor. Üstüne üstlük bir de, maddeler sayılırken taraftarlarla ilgili olan bir maddede, "Bu, şiddet kapsamında, bunda ceza hafiflememeli. Bunlar caydırıcı olmalı" gibi söylemler dökülüyor dillerden, aynı programda.

Neyse.. Dedim ya, benim zoruma gidiyor.
Sizin gitmiyor mu?
Şikeye hapis cezasının kalkması sonucunu doğuracak yasa değişikliğinin içine sıkıştırılan ve taraftarlara verilecek bazı cezaların hafifletilmesini sağlayacak birkaç madde ile, taraftarların bu değişikliğe karşı çıkmasını engelleme çabalarının hitap ettiği kitleden olmayacağım ben.
Siz olacak mısınız?
Şikeye hapis cezası kalkar ve taraftarlara verilen cezalar hafifler ise, benim 4 ayı aşkın süre çektiğim dost, arkadaş, kardeş acısının hesabını nasıl vereceksiniz? Veremezsiniz. O arkadaşları ve ailelerinin durumunu söylemiyorum bile..

Biliyorum..
Benim gibi düşünen binlerceniz var.
Benden daha iyi de anlatabilirsiniz derdinizi.
Ve fakat dert anlatma devri geldi de geçiyor. Az kaldı; atı alan Üsküdar'ı yine geçecek.
Haberiniz olsun!

Gökhan Sezer

0 yorum :