On 5 Ekim 2011 Çarşamba 0 yorum



Ligin ilk 5 haftasını geride bıraktık, şimdi milli maç arası var.
Alışık olmadığımız sıkışıklıktaki fikstürü görünce böyle aralar daha da değerlendi artık.
Biz de bundan sonra ki süreçte adımlarımızı daha "sağlam" atmak istiyorsak kendimize bir takım dersler çıkarmalıyız.

5 haftalık süreçte toplanan 9 puan her ne kadar şampiyonluk hedefiyle yola çıkmış bir takım için yetersiz görünüyor.
Ama BJK-Sivas maçlarını tek bir maçmış gibi değerlendirmek gerekiyor.
Çünkü Sivas'ta yaşanılanlar BJK karşısında yaşanılan son 3 dakikanın enkazıydı.

Değerlendirmemize futbolcular özelinden devam edecek olursak:

Kale

Carson: Bana göre takımın en sorunsuz bölgesi burası.
Kalede her daim güven veren, konsantrasyonu yüksek bir isim var.
Yan top zaafı bir takım çevreler tarafından acımasızca eleştirilse de ben Carson'un o konuda da kendini geliştireceğini düşünüyorum.
Kaleci antrenörümüz Öztürk hocaya da güvenim tam.
İvankov'un da ilk zamanlarda yan toplarının Carson'a göre çok daha kötü olduğunu hatırlayanlar vardır mutlaka.
Mitko 35'inden sonra geliştiyse Carson 25'inden sonra zaten gelişir.
Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın. Önemli olan bu gelişim sürecini minimum sancı ile atlatabilmek.
Burda da en büyük görev savunmanın ortasında oynayacak olan ikiliye düşüyor.

Savunma

Basser: Aradığımız tarzda bir oyuncu olup olmadığı tartışılsa da takım için çok yararlı işler yapacağı kesin.
Ali Tandoğan gibi 35 metreden kesmeler gönderecek yeterliliğe sahip değil. Herife taşıyamayacağı yükler yüklemeden maksimum verim almak bizim elimizde.
Ama bunun içinde Önünde oynayacak ismin de artık netleşmesi gerekiyor. 

Vederson: Nihayet takım oynamaya başladı diyebiliriz. İlk geldiği zamanlar neydi öyle.
Her maç onun kaptırdığı toplardan sayısız pozisyonlar veriyorduk, sorumzsuzlukları Ozan'ı da bitirmişti.
Bu yıl çok farklı bir Vederson izliyoruz, Ozan'la çok iyi anlaşıyorlar artık.
Geçen yıl bu zamanlarda en sorunlu bölgemiz dediğimiz sol kanadımız bu yıl en büyük silahımız.

Serdar (İbrahim), Stepanov (Ömer)

Şampiyon olduğumuz yıl en sorunsuz bölgemiz savunmamızın ortasıydı.
Kalemizde pozisyon vermeyip, hücumda da en büyük silahımız bu bölgede oynayan elemanlarımız oluyordu.
Bu yıl ise durum tam tersi. Bir türlü istikrarı sağlayamıyoruz tandemde.
Ömer-İbrahim ikilisi serbest düşme hareketinin içindeler.
Stepanov da hava hakimiyetini geliştiremedi bir türlü.
Kalıbının adamı değil derler ya, bu söz bizim Step için söylenmiş. Geliştirmesi gerekiyor kendini.
Ya Serdar'la beraber efsane olacak ya da kapının önüne konulacak. İlginç ama Stepanov için ortası yok.
Serdar'a da methiyeler düzmek için henüz çok erken.
Son maçta pazubanı da koluna takınca iyice ayakları yerden kesildi çocuğun.
Bundan önce pazubandı koluna takan vefasızlar aklıma geldikçe Serdar'a da şüphe ile yaklaşıyorum ister istemez.
Aman serdar, daha yolun çok başındasın..Aman dikkat..Sen bize lazımsın.

Orta Saha

N'diaye-Adem Koçak: Takımın görünmez kahramanları.
İlk 5 hafta itibari ile ligin en golcü takımı olduysak bunda en büyük pas bu ikilinin.
Gol-asist olarak belki kağıt üzerinde herhangi bir katkıları yokmuş gibi görünseler de atak başlangıçları onların kaptıkları toplar ile oluyor.
Svensson-Ergiç ikilisinden sonra N'diaye-Adem ikilisi ilaç gibi geldi resmen.
Herkesin döküldüğü Sivas maçında bile bu ikili her zaman ayaktaydı.


Ozan İpek: Bu yıl adeta yeniden doğdu.
Kendisini sadece futbola verince neler yapabileceğini sezonun hemen başında anlaması iyi oldu.
Umarım bu çizgisini bozmaz.

Batalla: 10 numara'nın yeni sahibi. Batalla hep aynı Batalla da ondan nasıl daha fazla faydalanabiliriz?
Batalla'lı mı Batalla'sız mı? Ya da ne zaman Batalla?
Bizim cevabını aramamız gereken en önemli soruların başında geliyor. 

Turgay Bahadır: O değeri bir türlü bilinemeyen bir futbol emekçisi.
İlk 5 hafta itibari ile de tüm maçlarda 90'ar dakika kalarak Ertuğrul Sağlam'ın vazgeçilmezi olmayı başardı.
Sezonun kalan kısmında da ilk 11 belirlenirken önce onun ismi 11'e yazılacak, yazılmalı. 
Turgay'ın en büyük zaafı ise rakibin kullandığı duran toplarda marke ettiği oyuncuyu kovalayamaması. 
Gomel-Anderlecht maçlarında bu yüzden goller yedik. En son Gençlerbirliği maçında da Turgay'ın adamı Mununga'nın vurduğu kafanın direkten geri gelmesi en büyük şansımızdı.
Bundan sonraki süreçte Turgay'ın buna çok dikkat etmesi gerekiyor.

Insua: Artık ona hayal kırıklığı demeye dilim varmıyor,çünkü onunla ilgili herhangi bir hayalimiz kalmadı.
Bildiğin yolda devam et Efsane İnsua..

Ahmet Arı: Sercan-Volkan ikilisi bir anda gönderilince gözler bir anda onun üzerine çevrildi fakat Ahmet Arı'nın o yükü kaldırabilecek bir görüntüsü yok şimdilik.
O yönde bir arzusunun olup olmadığı ise kestirilemiyor.
Ne bileyim, son 20 dakikada girdiği BJK maçında attığı iki depardan sonra eli beline atan adamdan hayır beklemek hayalcilikten başka bir şey değil gibi geliyor bana.

İsmail Haktan-Mehmet Sak: İsmail'den hiç ama hiç ümidim yok ama Mehmet'ten öyle değil.
Vederson-Ozan ikilisinin yokluğunda ilk tercih edilecek isim bana göre Mehmet olacaktır. Yenal'ın ipini de çeken yine Mehmet Sak'ın hazırlık maçlarındaki sürpriz pefrormansı oldu.
O yüzden  Mehmet'ten umutluyum, ama İsmail'den değil.


Hücum

Bangura: Kulüp tarihinin en yüksek bonservisi Bangura'ya ödendi. O ağırlığı kaldırabileceği hususunda ciddi şüphelerim bulunuyor.
Futbol mentalitesi olarak da yetersiz. Bilmiyorum ama ben biraz karamsarım Bangura konusunda.
Mersin İY maçında attığı gol çok güzeldi, fakat bir pozisyonda sağdan Turgay, soldan Ozan mermi gibi fırlamışken onun orta sahadan şut denemesi çok komikti.
1-2 pozisyonda daha benzer bencillikler yaptı.Birilerinin bu adama bencilliğin çok kötü bir hastalık olduğunu, pençesine düştüm mü kolay kolay yakasını kurtaramayacağını söylemesi gerekiyor.

Tagoe: Muhtemelen daha önce hiç izlenmedi bu adam, Bangura hakkında şüpheler artınca menajer tavsiyesi ile apar topar transfer edildi.
Ondan da maksimum verimi alabilmemiz için nasıl bir oyun karakterine sahip olduğunu iyice öğrenmemiz gerekiyor.
Stepanov için geçerli olan kalıbının adamı olamama olayı Tagoe'de de mevcut maalesef.
Her 1.90'lık Afrikalı'ya git rakip stoperle boğuş, hava topu al, arkadaşlarına pozisyon hazırla dersen olmaz o işler.
Hem oyuncuya hem de takıma yazık oluyor.

Sestak: Henüz hiç bir şey oynamasa da kendisinden çok çok ümitli olduğum bir oyuncu. Ankaragücü ile sezon başı hazırlık kampını iyi değerlendirememiş olmanın sıkıntılarını yaşıyor muhtemelen.
Kuvvetlenirse çok daha iyi olacak.

Okan Deniz: Kendisinden çok şey bekleniyor.
Yavaş yavaş lige ısındırılması planlanıyor muhtemelen ama önünde bu kadar adam varken ona sıra gelmesi biraz zor gibi gözüküyor.
A2'nin başlamasıyla orada göstereceği üst düzey performans A takımda daha fazla şans bulması için referans olabilir.


Çözüm Bekleyenler

*Carson'un yan top zaafı.
*Tandemdeki belirsizlik.
*Duran toplarda savunamama.
*Sestak'ın takıma monte edilmesi




Saygılar
Hasan BAHAR

0 yorum :