On 14 Aralık 2011 Çarşamba 0 yorum

Malumunuz..
Bursaspor'da kötü gidişat sürüyor.
Taraftar, yalnızca alınan kötü skorlardan değil, oynanan futboldan da şikayetçi.
Sorunun nerede olduğuna dair her kafadan ayrı ses çıkıyor.
Çarenin ne olduğu konusunda da öyle..

Taraftar, kime ve nasıl tepki göstereceğini şaşırdı.
Son maçta gördünüz;
Tribünlerden, kötü futbol karşısında yükselen ilk ses "Ivan Ergic" sesleri oldu.
Peki ya neden?
Taraftar neden 'Ergic' diyor?
Bunu çok az kişi sorguluyor.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Bursaspor taraftarının Ergic'i geri istemesi, yalnızca yerine gelen oyuncuların kalitesine dair bir sitemin sonucu değil.
Ergic konusunda yapılan bu serzenişe dahil olan kime sorarsanız sorun, takımın mevcut durumuyla ilgili size söyleyeceği ilk şey skor bazlı değil, ruh bazlı olacaktır.
"Skor umurumuzda değil, sahadaki Bursaspor olmadıktan sonra" sözleri, öyle geçiştirilip basite indirgenebilecek cinsten eleştiriler değil.
Bursaspor taraftarı, bırakın 2010 ruhunu, Bursasporluluk ruhunu arıyor.
Bunun, anlayamadıkları bazı sebeplerle azalmaya başladığına dair bir görüş çoğunda hakim.

Peki ya, Bursaspor'da kaybolduğu düşünülen bu ruh ve birlikteliğe ilişkin sitemin, Ergic ismiyle hayat bulmasının sebebi ne?
Bu sorunun cevabı önemli.
Ama, önemli olduğu kadar basit; görebilene..

Şöyle ki; Bursaspor taraftarı yıllardır aradığı; formasını terleten, gerisine karışmayan, rakibine mesleğine olduğu ölçüde saygılı, takımı uğruna elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığına dair kafalarda en ufak bir soru işareti bırakmayan, vefasından şüphe duyulmayacak, para için Bursaspor'u satmayacak ve bunların yanında, bu özelliklerini anlamlı kılacak ölçüde başarılı, verimli bir futbolcu profiline hasret kalmıştı.
Bursa şehrinde kral ilan edilen, adına besteler yapılan, gladyatör benzetmeleri yapılarak göklere çıkarılan ancak bugünlere gelindiğinde adlarına dahi tahammülün kalmadığı birçok oyuncunun ardından, bu tipte ve yapıda bir futbolcu Bursaspor'da efsane olurdu..
Ve oldu..
Ergiç, her yönüyle Bursaspor taraftarının kendisine yakıştığını düşündüğü profildeki belki de ilk yabancı futbolcu oldu.
Ya da, mutlaka ilk üçtedir.

O sadece Bursaspor'a değil, Bursa'ya da bir şeyler kattı.
Şampiyonluk kupasının kalktığı o gece, zaten o kupa kalkmasa da gireceği efsaneler listesine adını altın harflerle yazdırdı.
Ergiç, tribündeki bir Bursasporlu'nun ruhunu taşır gibiydi sahada da, saha dışında da..
Bursalı Ivan oldu.
Bursaspor'da değişen şey, "Kaybolan ruh" ise, Ergic'in gidişi de çok şey kaybettirdi.
Ya da bana göre öyle.

Şimdi..
Sadede gelelim.
Taraftar'ın Ergic'e ilişkin söylemi Fenerbahçe maçı ile sınırlı kalmayacak gibi gözüküyor.
Gördüğüm o ki, bir kampanyanın hazırlığı yapılıyor.
İnternette, Ergic'in takıma futbolcu veya herhangi bir başka görevle geri kazandırılması için bir kampanya düzenlenecek.
Anlayacağınız o ki, taraftar bu işin peşini bırakmayacak gibi duruyor.
Birileri, neme lazım yine maddi durumu iyi olmayan çocuklara maç bileti dağıtarak takım içine siyasal görüşlerini yaymaya çalışır diye(!) onun dönmesine muhalefet edebilir ama, umarım bu kampanya olumlu sonuç verir.

Dillendirileceğini şimdiden sezdiğim "Yaşı ilerledi" bahanelerine karşı da sormakta geç kaldığımız bir sorumuz var; Ergiç, şampiyonluktaki payı bana göre kıyısından geçmeyecek olan Kirita kadar bir vefayı hak etmedi mi?

Gökhan Sezer

0 yorum :