On 29 Ocak 2012 Pazar 1 yorum

Bursaspor, yalnızca kadın ve çocuk taraftarlarının seyirci olarak izleyebildiği, yani TFF'ye göre 'seyircisiz oynanan' zorlu karşılaşmada lider Galatasaray'ı 1-0'lık skor ile geçmeyi bildi. Timsah'ın hırsı ve mücadelesi alkış toplasa da, gecenin asıl kahramanı herkesi şaşırtacak derecede stadyumu dolduran ve maç boyunca susmayan kadın ve çocuk taraftarlar oldu.


Bursaspor camiası gariptir.
Bilen bilir..
Dün de bunu bir kez daha gördük.
Şampiyonluk sonrası seyirci ortalaması düştü nedense, ki; nedenleri de aslında belli.
Şike soruşturması sürecinin ve Beşiktaş maçı olaylarının, maç sıklığı ve bu nedenle doğan maddi sıkıntının payı büyük tabii.
Daha bir hafta öncesine kadar(Sivasspor maçı) maç öncesinde stadyumun etrafında dolaşın, ancak maçtan bir saat önce çıksanız anlardınız o günün maç günü olduğunu.
Ne şehirde, ne takımda o 'şampiyon kent' havası yoktu.
Bırakın 'şampiyon kent' havasını, 2.Lig'deki birliği, bütünlüğü ve havayı bile özler oldu on binler, tribün açısından.
Ama dün var ya dün!
Bir eşik olacak; çok iddialıyım.
Kadın ve çocuklara açılan maçta, stadyumun sezon başından bu yana en yüksek doluluk oranlarından birisine ulaşması birçok kişiyi utandıracak çünkü; başta bu cezayı bu camiaya reva görenleri olmak üzere.
Takıma küsüp stadyuma gelmeyenler bu fiilinden, şampiyonlukla gelip daha alt derecelerde çekilen cefanın yükünü omuzlamak istemeyenler de erkekliğinden utanacak belki bu soğukta o stadı dolduran anaları, kardeşleri, eşleri, çocukları görünce.
Neyse..
Helal olsun o stadı dolduran ve yüreğinde yeşil beyaz sevdayla yaşayanların hepsine!
Maç öncesi Numaralı Tribün önünde meşalelerle takımı karşılayıp, Bursa'yı "Teksas burada dimdik ayakta" diye inletenlere da öyle..

Maça gelince..

Lider Galatasaray, kuşkusuz ki 3 puan hedefiyle geldi Bursa'ya.
Özellikle geçen hafta farklı kazandıkları Ankaragücü maçının ardından camialarının beklentisi de fazlaydı haliyle.
Normal, şampiyonluğa yürüyor ve en favori takım olarak gözüküyorlar.
Geniş ve kaliteli bir kadroları var.
Oyuna sonradan dahil ettikleri futbolcuları alın bizim takıma transfer edin, ilk 11'in değişmez isimleri olurlar.

Peki ya Bursaspor nasıl yendi Galatasaray'ı?

İşin sırrı aslında istemekte.
Hepimiz gördük!
Galatasaray şampiyonluğa yürüyor evet ama dünkü karşılaşmada 3 puanı daha çok isteyen taraf Bursaspor ve futbolcuları oldu.
Maçın genelinde atak yiyen taraf Bursaspor olsa da, daha çok koştu yeşil beyazlı futbolcular.
Savunmaysa yaptıkları, arı gibi çalışarak ördüler o etten duvarı.
Söylüyorlar işte, "Bu kadar taraftarı beklemiyorduk. Onları görünce daha da motive olduk"
Yoksa Bursaspor, öyle abartılacak bir performans sergilemedi.
Galatasaray da tam tersi, küçümsenecek ve "Bu Galatasaray'ı biz de yenerdik" denebilecek bir performans sergilemedi.
Dengede bir maç ve golü atan taraf galip.
Maç istatistiklerine bakın, Sağlam'ı Otto Rehhagel zannedersiniz.
Ancak, futbola baktığınızda Sağlam, Rehhagel'e "Biz de geriye yaslanıyoruz da bu kadar değil" der.
Ve fakat, birisi de çıkar Sağlam'a, "Ne kadar çekilirsen çekil, bu taraftar atılan her golden sonra geriye yaslanan ve bu huyundan artık vazgeçemeyen bir takım izlemek zorunda mı?" diye sorar.
Son derece de haklı bir soru olarak kayıtlara geçer.
Televizyon başında veya stadyumda bu taraftarı sinir harbine sokmanın alemi yok!
Tamam, kötü dönemlerde kazanmak için 'sahada' her yol mübah olabilir ama, rakip kim olursa olsun, golü bulduktan sonra rakibe "Gel ve tüm gücünle bana saldır. Haydi bekliyorum!" demeye gerek yok.
Kazara karambolde bir gol yersin, bir olur, iki olur ama üçüncüde artık kimse "Şans bizden yana değil" söylemini kabullenmez.

Belki de bu sezon ilk defa da, kimse yaptığı değişiklikler sebebiyle Sağlam'ı eleştiremez.
Gayet yerinde değişiklik hamleleri yaptı.
Turgay girerken insanlar Sağlam'ı eleştirse de Turgay, rakip defansı yıpratan ve meşgul eden - ara sıra da taraftara saç baş yolduran-  bir futbolcu.
İleride top tutmak için oyuna alınabilecek, yedek kulübesindeki tek oyuncu.
Kulübeye bakarsanız, bunu siz de göreceksiniz.

İsim isim değerlendirme yapıp not vermiyorum hiç.
Kafama estiğinde, 'maçın seyrini değiştiren adam'ı yazıyorum.
Bu maç için de Batalla'yı yazmam gerek.
Ve fakat az gelir..
Çünkü Batalla, rahatlıkla, maçtan ziyade Bursaspor'un seyrini değiştiren adam olarak değerlendirilebilir.
Bücür dev, özellikle takımın bu çalkantılı ve kötü döneminde sahneye bolca çıkarak ve bir 'kurtarıcı' rolü üstlenerek bu camianın efsaneleri arasındaki yerini her geçen gün daha da Sağlam'a alıyor.

Şöyle bitirip yazıyı toplayayım;
Şampiyonluk maçı bitince ve o müthiş sevinç yaşandıktan sonra, futbolcular özel yapım bir tişörtle sahaya geri döndüler.
O tişörtte "İnandık, başardık" yazıyordu.
Galatasaray galibiyeti fazla abartılacak bir galibiyet olmasa da, diğer maçlardan farklı olarak bu maçta sergilenen futbol, aslında yine o sözle açıklanabilir.
Bursaspor inanırsa, öyle ya da böyle kazanır!
Alışkındır Bursasporlu son gülen olmaya.
Yeter ki bunu, yalnızca tvde taraftara değil futbolculara da öğretsin onlarla sıkı fıkı olanlar.

Gökhan Sezer

1 yorum :

Adnan BATIR dedi ki...

Bir şampiyonlukla büyük takımmı oldunuz diyen beyinler daha öncede bir şampiyonluğunuz bile yok diyordu her zaman söylemiştik büyük takım kriteri şampiyonluk değildir diye büyük takım olmak dün geceki gibi değerlerine sahip çıkan taraftarı olan bir spor kulübünün tüm şehir ve camiası ile birlikte olmasıdır.. Analarımız, Bacılarımız haklarını helal etsinler dün gece için..