On 8 Ocak 2012 Pazar 1 yorum

Bursaspor, Süper Lig'in 19. Haftası'nda sahasında konuk ettiği Mersin İdmanyurdu'nu 90+3'üncü dakikada bulduğu mucize golle 1-0 mağlup etti. Yeşil beyazlılar bu galibiyet ile puanını 25'e çıkarıp maç fazlasıyla 9'uncu basamağa yükselirken, ligin ikinci yarısına da kayıpsız devam etti.


Geçtiğimiz hafta rahat bir şekilde ve güzel bir oyunla alınan Kayserispor galibiyetinin ardından çok yazılıp çizildi.. "Şampiyon ruh geri geldi" dendi, "2010 ruhu"ndan sıkça bahsedildi.
Bana göre erkendi, o zaman da söyledim.
Bir maçla ne ruh, ne birlik-beraberlik, ne de eski günler yakalanabilir.
Bu konu da bir süreç meselesidir.

Bu sebeple Mersin İdmanyurdu maçı büyük önem taşıyordu.
Alınacak bir galibiyet ve bu galibiyetin taraftarın yüzünü güldürecek derecede iyi bir futbolla gelmesi, Bursa'da bazı şeylerin yeniden konuşulmasına ve o bahsi geçen "Şampiyon ruh"un yeniden yakalanmasına ciddi bir katkıda bulanacaktı.
Öyle de oldu..
Kayserispor maçının ardından, biraz da canı sıkkın ve bıkkın camiayı gaza getirme amaçlı olarak 'abartılı şekilde' yapılan o "Şampiyon ruh" benzetmelerinin de katkısıyla beklenmediği ölçüde(!) dolan stadyumda, güzel bir futbolla, zar zor da olsa 3 puanı hanesine yazdıran taraf Bursaspor oldu.

Evet Bursaspor zor kazandı.
Ama gayet iyi oynadı.
Yeşil beyazlı takımda, her şeyden önce ilk yarıdakinden farklı olarak bir hırs ve istek göze çarpıyor 2 maçtır.
Bu önemli.
Hatta öylesine önemli ve değerli ki, böylesine kritik bir maçta, gol gelmese de daha maç bitmeden tribünler takımın isteği, arzusu ve iyi futbolunu yaptıkları tezahüratlarla ödüllendirdi. 

Mersin İdmanyurdu'nun sezon başından bu yana sergilediği performansla alkış toplayan kalecisi Sehic'in o 'parmak ısırtan' performansı ve şansı olmasa, galibiyet çok kolay gelebilir, tabela daha erken değişebilirdi.
Son 25 dakikada, Sehic'in filelere gitmesine engel olduğu tam 7 isabetli ve etkili şut var. Sekizincisi ise ağlarla buluştu, olsun o kadar!
Ama bence maçın kaderini değiştiren isim Sehic değil..
Çünkü bir Batalla var ki, maç içerisinde Bursaspor'un geliştirdiği tüm ataklarda yine onun imzası var.

-17'nci dakikada serbest atıştan Sestak'a adrese teslim bir top atan o..
-27'nci dakikada, yine Sestak'ın az farkla auta çıkan şutunun pasını veren o..
-28'inci dakikada topu ancak ayakları ile durdurabilen Sehic'e o zorluğu yaşatan o..
-49'uncu dakikada 2 futbolcuyu çalımladıktan sonra vurduğu şut defanstan dönmese, maçın kaderini daha o dakika değiştirecek olan o..
-63'üncü dakikada yine bir serbest atış kullanarak bu defa Stepanov'a adrese teslim bir orta açan o..
-65'inci dakikada önce direk kaleye gönderdiği çok etkili serbest vuruş, ardından da dönen topta yaptığı vuruşla Sehic'in kalesinde devleşmesini sağlayan o..
-79'uncu dakikada yine bir frikikte kaleyi yoklayan ve yine Sehic'in parmak uçlarına takılan o..
-90+1'de topu direkten dönen o..
-90+3'te umutlar tükenmek üzereyken ve neredeyse tribünlerdeki herkes birbirine "Bir defa da biz son dakika atarak kazansak ne olur ki?" derken golünü atarak, Bursa'yı sevince boğan o..

Belki bu muhteşem performansı sergilemesinde, Mersin savunmasının ceza sahasına yakın bölgelerde gereksiz fauller yaparak oyunu çok fazla durdurmasının ve Bursaspor'a gerektiği kadar duran top organizasyonu fırsatı vermesinin payı büyük ama, Batalla bu maçın kilit ismi oldu ve bu maçtaki performansı uzun yıllar unutulmayacaktır.

Ek olarak, bir gözlemimi aktarma ihtiyacı hissettim. Batalla varsa Bursaspor var, tamam da.. Stepanov varsa da hava hakimiyetinde üstün bir Bursaspor var. Duran toplarda yeniden korku salan bir Bursaspor'a doğru ilerlenmesi gerekiyorsa, Stepanov'un kadrodaki yeri çok nadir değişir..
Bu da atlanmamalı ki, Sağlam atlamıyor gibi.

Şimdi sırada Beşiktaş var..
Dedim ya, "2010 ruhu"nu yakalamak bir süreç meselesi diye..
Belki önümüzdeki birkaç maçı başka takımlarla oynasaydık bu süreç 2-3 hafta daha alabilirdi.
Ama rakip Beşiktaş olunca her şey daha kolay.
Maç zor olsa da, futbolculara Beşiktaş karşısında alınacak bir galibiyetin bu şehri bir sonraki seneye zirveye oynatacağı, bu sezon da Avrupa kupalarına oynatacağı anlatılırsa her şey daha kolay ve güzel olacak.

Ben inanıyorum..
Bursaspor böyle ve bu istek, hırs ile oynarsa, İnönü'den yeni bir zaferle ayrılacak.

Not: Bu güzel gidişat üzerine yazı yazarken bazı şeyleri de atlamamak gerekir. Belki 'ön yargı' diyeceksiniz ama Bursaspor'un alması gereken futbolcular Pinto gibi isimler olmamalı. Ne yazık ki yeni bir Nunez, Steinert, Tagoe transferini Sağlam da, Yazıcı da, izleme komitesi de tolere edemez.

1 yorum :

Adsız dedi ki...

Birazcıkta Turgay'ın harika(!!) oyunundan bahsetseydin, bu adam yüzünden kanser vakaları artacak Bursa'da. Bu kadar yeteneksiz forvet mi olur? İnsan yaptıgı işi en iyi şekilde yapmalıdır. Turgay işimi en iyi şekilde yapıyorum(en iyiyi geçtim sadece işimi yapıyorum bile) diyemez. E. Sağlam bu adama neden katlanıyor anlamıyorum. Cemaat ilişkisi falan mı var bunların arasında? Şampiyon kadroyu dagıttılar, elde kalanlarında hevesi yok artık, batalla'y çıkart ne kalıyor geriye??