On 21 Şubat 2012 Salı 0 yorum

Bursaspor, kendisinden 4 puan daha fazla puana sahip olan ve Play-Off'a katılım vizesi almak için 'mutlaka devirmesi gereken' rakiplerinden İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u 2-1'lik bir skorla geçmesini bildi.
Oynan futbolu bir yana bırakalım; alınan 3 puan, Bursaspor'u Play-Off'a bir adım daha yaklaştırdı. Potanın son basamağında bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile arada yalnızca 1 puanlık bir fark kaldı.
Çok rahat kapanabilecek bir fark olduğu ortada..
Zira Arif Erdem'in takımı, kalan haftalarda Beşiktaş, Gençlerbirliği ve Sivasspor gibi 3 zorlu rakiple de oynayacak.

Bursaspor ise kalan 7 haftada 5 maçı, kendisinden daha alt sıralarda bulunan takımlarla oynayacak.
Tabii ki bu karşılaşmalarda 3'er puan alınacağına dair bir garanti yok! Ama ortada, sezon başından bu yana üçüncü kez üst üste 2 maç kazanma başarısı gösteren ve Play-Off'u istediğini gerek tribün, gerekse takımın mücadelesi ile gösteren bir Bursaspor varken, kaybetmeyi akla getirmek de yok!
Olması gereken tek şey; stres yaşatmayacak derecede, ölçüsü iyi ayarlanmış bir temkin..

Dikkat ediyor musunuz, ettiniz mi bilmem; takım hakkında neredeyse herkesin sitemkar olduğu bir durum; şut çekememe/çekmeme sıkıntısıydı. Gol atmayı bırakın, Bursaspor'un şut atmakta zorlandığı karşılaşmalar oldu. Ama son 2 karşılaşmada, futbolcular mesafe tanımaksızın şutlar deniyor.. Sonunda, nispeten genç denebilecek  kadronun bu güvenini yeniden kazanarak, şut atmadan gol elde edilemeyeceğini hatırlaması güzel gelişme.  Tıpkı,  ligin ilk yarısında yalnızca 4 galibiyet alan Bursaspor'un, ligin ikinci yarısında oynadığı 10 karşılaşmada 5 galibiyet alması ve ligin ilk yarısında atılan 18 gole karşılık bu 10 haftada 14 gol atılması gibi..

Gol konusuna gelmişken; İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un kaleyi yokladığı, ikisi ciddi dört pozisyonu var. Bu iki ciddi pozisyondan birisi gol ile sonuçlandı, diğeri de durum 1-0 iken Holmen'in şutunda topun direkte patlamasıyla noktalandı. Açıkça söylemek gerekir ki; şans o pozisyon için yanımızdaydı..

Öte yandan; İstanbul temsilcisinde Webo'nun gördüğü kırmızı karta 'haksız' diyebilecek kişi az bulunur.. Gerek sarı kart gördüğü pozisyonda, gerekse kırmızı kartı gördüğü pozisyonda bırakın rakip oyuncuya müdahalesini, topa gelişinde bile hata ve agresiflik var. Taban ile müdahale konusunda Webo'nun bir sorunu var, birçok maçta bu yüzden sıkıntı yaşadı. Vederson 'un kırmızı kartı konusunda söyleyeceğim şey de biraz farklı.. Evet, ikinci sarı kartı gördüğü pozisyonda bir faul yok gibi gözüküyor ancak zaten Vederson'un daha önce ikinci sarı kartı görerek ihraç edilmesi gerekiyordu. Maç içerisinde, ilk sarı kartı gördüğü pozisyondaki müdahalesine çok benzer bir müdahalede daha bulundu. Hakem Arslanboğa başta olmak üzere, hakem kararlarındaki orantısızlığın ciddi bir örneğidir bu. Bir hakem, aynı maç içerisinde, aynı oyuncuya, aynı iki hareketinde farklı iki yaptırımda bulunuyor. Ciddi sorun..

0 yorum :