On 29 Mart 2012 Perşembe 0 yorum

Bursaspor’da Mayıs ayında yeni bir seçimli genel kurul var. Diğer bir değişle, belki de Bursaspor özelinde son yılların en tartışmalı ve hararetli geçmesi beklenen başkanlık seçimine 2 aydan kısa bir süre zarfı kaldı. Kaç aday çıkar, Yazıcı yeniden aday olur mu, olursa eğer beraberindeki kurulda bir revizyona gider mi, bunlar henüz netleşmedi. Ancak önümüzdeki 1 aylık dilimin ardından, bu konular ciddi ciddi bu şehrin ana gündem maddelerinden birisi olacak. Çünkü artık Bursaspor’un geleceği, geçmişte olduğundan çok çok daha önemli. Bursaspor rotasını Avrupa’ya çoktan kırdı..


Bursa’da yaşıyoruz.. Çok büyük bir bölümümüz çevremiz ölçüsünde içinden geçilen evrelerin nabzını tutuyor. Camianın bu süreçte neleri konuşacağını, genel kurulun hangi konuların tartışılacağı bir ortamda toplanacağını az çok tahmin edebiliyor, yapılacak konuşmaları ve gerek eleştiri, gerekse savunmaların içeriğini daha bu günden öngörebiliyoruz.  Ama artık Bursa’da birileri farkına varmalı ki; kongrelerde asıl konuşulması gereken ‘gelecek’tir. Evet, tabii ki geçmişte yapılan hatalar dillendirilecek, kamuoyu bilgilendirilmeye çalışılacak, taraflar, görüşleriyle kendi doğrularını kabullendirmeye/anlatmaya çalışacak(Bunlar kongrelerin doğasında var) ancak bunlar hesaplaşma için değil, gelecek için olmalı. Bursaspor’un geçmişi konuşulup/tartışılırken, bu görüş alış verişinden doğacak çıkarımlar geleceğin ‘daha iyi ve daha doğru’ şekilde yaşanması için olmalı. Bursaspor her anlamda olması gerektiği gibi, genel kurul kültürü açısından da bir istikrara kavuşmalı.

Peki ya Bursaspor’un geleceği için neler konuşulmalı?
Buna herkesin verecek bir cevabı, ekleyecek bir görüşü mutlaka ki vardır.
Ben, aklıma geldiği ölçüde kendi görüşlerimi sizlerle paylaşacağım.
Bursaspor’un geleceğini şekillendirecek bir Yönetim Kurulu nasıl üyelerden oluşmalı, bu yönetim nasıl bir vizyona sahip olmalı ve Bursaspor nasıl yönetilmeli? Bursaspor için gelecekte ne tür adımlar atılmalı? Bursaspor’da neler, neden ve nasıl değişmeli? Benim yanıt aradığım başlıca sorular bunlar


Nasıl isimler, nasıl bir Yönetim Kurulu?

Bursaspor’da yönetimsel açıdan yıllardır yaşanan sorunların başında, taraftarın beklentilerine karşılık verememe problemi gelir. Bu yalnızca sahada değil, saha dışı birçok konuda da ucundan/kıyısından da olsa Bursaspor tarihinde yer alan her yönetimin başlıca sorunlarından birisi oldu. Çünkü Bursaspor’da geçmişten gelen ve kökleri aslında yaşanan parasal problemlere dayanan bir seçim hatası var ve bu hata çoğunluk tarafından isimsel bazda değerlendirilse de aslında uzun yıllar boyunca bahsi geçen fikir yapısında bulunanların elinde şekillenen bir yapı mevcut olduğu için kulübün politikasına ve kulübün her alanına işledi. Bu hatanın alanı; yönetici seçimi.

Başkanlar, kulübü yönetmeye aday olurken, yola beraber çıkacağı isimleri kuşkusuz özenle ve güvenerek, kulübün çıkarlarını gözeterek seçiyorlar. Ancak bu üyelerin yönetimde belli başarıyı yakalaması, tutunması ve kulübün geleceğinin inşasına hırsla kum taşıması için her şeyden önce Bursasporlu olması veya alanında daha iyisi bulunamıyorsa tam anlamıyla Bursasporlu gibi düşünmesi ve gerçek bir Bursasporlu gibi anlaması gerekiyor.(Yalnızca yönetim açısından değil, çalışan açısından da bunun böyle olması gerektiğini düşünüyorum) Yalnız spor özelinde bakmayın; bu güne kadar halkı gibi düşünemeyen hangi hükümet veya hangi lider halkını istikrarlı, aydınlık ve istenen bir geleceğe taşıdı? Bir örneği var mıdır? Bu güne kadar hangi öğretmen eğitim verdiği öğrencilerini anlamadan onları başarıya taşıyabilmiştir?

Para, güç, lobi.. Bunlar yönetimde güçlü olmak için gerekli şeylerdir ancak bir şehir takımı her şeyden önce Bursasporlu gibi düşünen, Bursasporlu gibi anlayan ve gerekirse Bursaspor için ağlayacak kişiler tarafından yönetilmelidir. Çünkü Bursaspor’un kasasına ne kadar para koyarsa koysun, Bursaspor’a hangi futbolcunun transferi için kolaylık sağlarsa sağlasın, Bursaspor için ne fikirler üretirse üretsin; Beşiktaş formasıyla çekindiği fotoğrafları boy boy sergileyen, Galatasaraylı olduğunu cümle alemin bildiği, telefonu Fenerbahçe marşı ile çalan kişiler ile Bursaspor’un ‘camia olma’ yolunda kat edeceği hiçbir mesafesi yoktur. Ve Bursaspor,  ‘tam anlamıyla camia’ olmadan kasasındaki parayla asla ve asla gelişemez. Çünkü spor kulüpleri önlerindeki engelleri beraberindeki kitlelerin yardımıyla aşar ve bu kitlelerin bağlılığı, direnci bu şehirde hiçbir zaman paraya ve başarıya endeksli olmamıştır. Bursaspor bu yanlışı düzeltmez ise dolaylı yoldan şike soruşturması sürecinde takındığı tavır ile de çelişir. Çünkü ortak nokta ‘maneviyat’tan başka bir şey değildir.

Yönetim konusunda birkaç şey daha söylenmeli..
Ve bu söylenecek şeyler içerisinde de ‘vizyon’ meselesi başı çekmeli.
Çünkü Bursaspor yakın geçmişe kadar ne çektiyse, çoğu vizyonu dar olan yöneticilerinden ve çalışanlarından çekti. Bundan sonra Bursaspor’u, Bursaspor’un geldiği nokta ölçüsünde yeterli bir vizyona sahip olan değil Bursaspor’u daha da ilerilere taşıyabilecek bir vizyona(vizyon, maddi sıkıntı yaşamayan kulüplerde en büyük güçtür) sahip olan yöneticilerden oluşan bir Yönetim Kurulu yönetmeli. Çünkü vizyon, büyük ölçüde maddi problemlerle boğuşmayan kulüplerde en büyük güç olarak değerlendirilebilir.

Ek olarak; Bursaspor’un güçlenmesi için gereken şey bir yerde de güçlü bir yönetim ise, Bursaspor’un geleceğini şekillendirecek yöneticilerden “Stadyum konusunda bir Allah’ın kulu bizim görüşümüzü, kulübün görüşünü, taraftarın görüşünü almadı” cümlesi duyulabilmeli. Demeç, görüş bildirme, eleştiri, tavır alma konusundaki duruş, konunun muhataplarına göre değişmemeli.

Mevcut yönetim bu tanımlamalara uyuyor mu, herkes farklı düşünebilir. Ben de belli ölçülerde uyduğunu ancak tam anlamıyla da uymadığını düşünüyorum. Bu sebeptendir ki daha metnin başında ‘yönetim içi revizyon’ kelimesini dillendirdim. Vizyon ve geleceğe dönük adımlar atma konusunda yapılan çok güzel-güzel işler kadar, atılması için geç kalınan/atılmayan/atılamayan bazı adımlar olduğunu da düşünüyorum.

Bursaspor nasıl yönetilmeli?

Bursaspor, az çok kendi görüşümün sınırları içerisinde çizdiğim yönetici, Yönetim Kurulu, vizyon çerçevesinde yeni bir yönetim modeli geliştirmeli. Ancak bu konuda “x kulüp modeli” denerek yeni çalışmalar içerisine girilmesinin hiçbir anlamı olmayacaktır. Evet iyi olanlar kuşkusuz ki örnek alınacaktır ancak Bursaspor, kendisine uyan ölçüde harmanlanmış yeni bir model oluşturmalı ve ileride Bursaspor’un Ajax tipi, Celtic tipi formalar değil başka takımların Bursaspor tipi formalar giyeceği, başka takımların Bursaspor altyapısını da örnek alınacak yapılar arasında göstereceği bir gelecek için çalışmalı. Çünkü Bursaspor hiçbir zaman bir başkasının modeli ile başarıya ulaşmadı. Bursaspor’u şampiyon yapan durum da Bursa’ya has bir bütünleşme, ruh, yapı ve yönetim modelinin ürünüydü.

Oluşturulacak veya oluşturulması gereken yönetim modeli içerisinde çeşitli mekanizmalar oluşmalı ve bunların en önünde bir ‘hesap verme mekanizması’ gelmeli. Gelmeli ki Bursaspor gelecekte yanlış yapıldığı düşünülen bir şey için kulüp dışı bir kuruma hesap verme zorunluluğuna düşmeden, bu tür sorunları kendi içerisinde aşıp/araştırıp/sonuca bağlayarak camia içi başka huzursuzlukların da yaşanmasına mani olmalı.

Bu işlev Bursaspor’un şu anki yapısında bir nebze de olsa Divan Kurulu’nda. Ancak Divan Kurulu’nun bazı üyeleri görev tanımının farkına pek varamadıklarından olacak, daha çok takımın kadro yapısına/transferlerine/teknik direktörün çalışmalarına karışmayı uygun buluyorlar. Daha önce de bahsettiğim vizyon meselesi bunun için bir acil ihtiyaç.

Neler değişmeli?

Bursaspor’da öncelikli olarak değişmesi gereken, çeşitli örneklerle bahsettiğim o mevzubahis, çürümüş zihniyettir. Bursasporlu olmayanlar Bursaspor’a destek olmak istiyorsa elbette ki Bursaspor Kulübü Üyesi olabilir çünkü Bursaspor yanlızca Bursasporlular’ın değil Bursalılar’ın da ortak bir değeridir. Ancak bu klasmana giren kişilerin Bursaspor Yönetimi’nde söz sahibi olma derecesi iyi ayarlanmalı ve bu kişiler sade bir üye olsalar dahi Bursasporluluk kimliğine zarar verecek hareketlerden kesinlikle uzak durmalıdır. Bu sebeple, aslında Bursaspor Kulübü’nün yapması gereken, geleceğe dönük olarak atılan Vakıf/Kolej adımında olduğu gibi şehirlilik bilinci yaratma amaçlı çalışmalar da yapmaktır. Bursaspor Kulübü, taraftarı, Bursaspor’a gönül veren iş adamlarının ortaklaşa bir çalışması ile her hafta bir okulda etkinlik yapılması, çocuklara Bursaspor’un daha çok benimsetilmeye çalışması hiç de zor değildir. Bu, belki bugün kulağa pek de büyük bir çalışma olarak gelmeyecektir ancak bu tip projenin sonuna gelindiğinde gidilen okul sayısı, karşısına geçilen öğrenci sayısı görüldüğünde Bursaspor’un geleceğe dönük büyük bir projenin altından kalktığı görülecektir. Tabii bu konuşulurken, öncelik altyapıya verilmeli ve Vakıfköy’de en önem verilmesi gereken şeylerden biri, şu an olmayan “Bursasporluluk eğitimi” olmalıdır.

Vizyon meselesini anlatırken de bahsettiğim gibi değişmesi gereken yönetim midir bilemem, ancak vizyonu dar olan yöneticiler Bursaspor’un bünyesinde yer almamalıdır. Bu bir düzen veya bu kökleşmiş bir düzenin getirisi ise, ‘güçlüyüm’ diyen bir yönetim isterse pekâlâ bu düzeni yerle bir edebilir. Bu yöndeki bir çabaya en başta destek çıkacak olanlar, tribündeki Bursasporlular’dır.

Gökhan Sezer

0 yorum :