On 28 Ocak 2013 Pazartesi 0 yorum

Kolay değil..
Mazisi, tesislerin ve birkaç alışveriş merkezinin dışında Bursa'da yer bilmeyen ve insan içine çıkmayan/çıkamayan antrenörler dolu olan Bursaspor'dan, ansızın bir yardım organizasyonunda ortaya çıkan, insanların düğünlerinde şahitlik eden, çalışanlarıyla balığa giden, sokakta yürüyememesinin sebebi sövgü değil adım başı gördüğü sevgi ve saygı olan, taraftarların çocuklarına ismini verdiği, birçok evde posteri duvarda asılı bir teknik direktör geçti. Beşiktaş ve Kayserispor için Sağlam'ın o takımlardan ayrılması birkaç gün konuşulup unutulacak bir şey olabilir, ama Bursaspor camiasında durum o kadar kolay olmayacak. Sağlam'ın gelişi ve yaşattığı mutluluklar kadar, gidişi de yıllarca hatırlanacak.

Peki nasıl oldundu da bu noktaya gelindi? Gelecek adına asıl bu ve buna benzer sorulara verilecek yanıtlar çok önemli.

Saha sonuçlarını transfer konularına, stadyumdaki boşluklara, bazı futbolcularla yaşanan anlaşmazlıklara ve takım içindeki kimi huzursuzluklara bağlayabilirsiniz. Ama Sağlam'ın gidişini başlı başına bunlara endeksli bir gelişme olarak görmek ve yorumlamak basit ve yanlış kaçar. Sağlam'ın gidişine bu konuşulanlardan çok(tabi ki etkisi var) güven ortamının sarsılması sebep oldu. Sağlam'ın bazı söylemlerinin aldığı ağır eleştiriler, taraftar ile Sağlam arasındakki sevgi bağını zedelemeye başlayalı aylar oluyor.

Bunu, daha önce Sağlam ile bireysel muhabbeti olan bazı kişilere de bir taraftar talebi olarak iletme gereği duymuş ve iletmiştim. Twente maçı, Beşiktaş maçı, ve son olarak İstanbul Büyükşehir Belediye deplasmanında Olimpiyat'ta alınan ağır yenilgi.. Psikolojik olarak bu şehir, bunların hiçbirini yaşamaya hazır değildi, ama yaşadı. Ve bunlar Sağlam'ın çıtasını kendi yükselttiği camiada hedef küçülmesi gibi bir sonuç doğurdu, bu gerçek çok açık. Bunların hiçbiri, takımın eski dönemlere nazaran daha üst bir sınıfta yer aldığı gerçeğini değiştirmedi ve değiştirmeyecek ama Bursa insanı, bunların her birinin ardından bir özür bekledi. Ne yönetim, ne futbolcular, ne de bir başkası, kimse bunların sorumluluğunu üstlenip taraftarın gönlünü almak için gayret gösteriyormuş izlenimi veremedi. Sağlam, bunlar için özrünü, ağzından veda cümleleri çıkarken, toplu olarak diledi. Keşke, zamanında dilese ve güven ortamının sarsılmasına müsahade etmeseydi. Sağlam'ın gidişi, bu ve bu tür sebeplerle "Keşke" kelimesinin bolca geçtiği cümlelerle konuşulacak.

Transfer hataları.. Nasıl ki Batalla, Basser, Belluschi, N'Diaye, Miller, Altidore, Carson gibi isimler transfer edildiğinde ve takıma katkılar sunduğunda övüp teşekkür ettiysek, hatalı gördüğümüz durumlarda da eleştirdik. Bazı konularda verdiği demeçlerden ötürü "Bunu neden sen söylüyorsun hocam?" diye çok kez eleştiri aldı Sağlam, zaman zaman öyleydi. Ama dilin kemiği de çokça kaçtı. Kaçmadı mı? Sevgiyi olduğu gibi, yergiyi de abartan insanlardanız, herkes gibiyiz yani.

Ertuğrul Sağlam'a bir kez dahi stadyumda "İstifa" diye veya benzer biçimde bir tezahüratta bulunulmadı. Sağlam kişisel bir tasarrufta bulundu. "Kim mutlu olduğu yerden ayrılmayı ister ki?" dedi, işin özeti bu. Böyle gerektiğini düşündü ve görevi bıraktı. Etkenlerinin bir bölümünü ben kendi düşünceme göre yazıya dökmüş bulundum. Doğruydu veya yanlıştı, uzun vadede değerlendirilir. Sonuçlarını görmeden yorum yapmak pek akıl karı değil. Ama üzücüydü, iç burktu.

Katkıları ve yaşattığı mutluluklar için Ertuğrul Sağlam'a şahsım adına teşekkür ediyorum.
Bursaspor için hayırlısı olsun..

Gökhan SEZER

0 yorum :